HUTBE - İslam’da Komşuluk (Nisa: 36)
Muhterem Mü’minler!
Hayatı yaşanır kılan şey; insanın hem cinsleri ile bir arada bulunması, zorlukları ve güzellikleri paylaşmasıdır. Bu paylaşım komşularımızla olan ilişkilerimiz konusunda daha büyük bir önem kazanır.
İşte Yüce Dinimiz İslam; Eşref-i Mahlûkat olarak yaratılan insanın, bu şerefine en uygun ve gerekli hükümleri de ortaya koyarken; komşuluk hususuna da ayrı bir önem vermiştir.
Nitekim hutbemizin başında okuduğumuz Ayet-i Kerime’de mealen; “Allah’a kulluk edin, O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, yakınlara, yetimlere, düşkünlere, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya ve elinizin altında bulunan kimselere iyilik edin”(1) buyurarak bu önemi bizlere bildirmektedir.
Ayrıca bu konuda Peygamberimiz (s.a.v.) de; “Cebrail bana devamlı komşuya iyilik yapmayı tavsiye ederdi. Öyle ki, komşuyu komşuya mirasçı kılacak zannettim”(2) buyurarak, komşuluk konusunu; miras hukukumuzun olduğu ana-baba, evlat ve kardeş kadar önemli bir yere sahip olduğunu ince bir üslupla ifade etmiştir. Ve onlara nasıl davranıyorsak komşularımıza da öyle davranmamız gerektiğini bize anlatmıştır.
Komşuluk ilişkilerimiz Allah katındaki konumumuzu belirleyecek kriterlerden biridir. Çünkü komşumuzun bizden hoşnutluğu Allah’ın hoşnutluğunu kazandıran yollardan biridir. Bunun en önemli nedeni, günlük hayatımızda en fazla karşılaştığımız kimselerden olmalarıdır. Ailemizden hemen sonra onlarla diyalogumuz olmalıdır. Çünkü bir sıkıntı ve meşakkat anında, akrabamızdan önce onları hemen yanı başımızda buluruz.
Düğünde, dernekte, ölümde, kederde ve mutlulukta yanımızda hep komşularımız olurlar. Bu sebepledir ki ufak-tefek sorunları büyüterek, komşularımızla aramıza dargınlık ve küskünlük sokmamalıyız. Unutmamalıyız ki; “hem üç günden fazla küs kalmak mü’mine haramdır, hem de barışmak için ilk adımı atan sevabın büyüğünü alır.”
Muhterem Müslümanlar!
Komşularımızın üzerimizde hakları vardır. Hastalandığında ziyaret etmek, öldüğünde cenazesine katılmak, borç istediğinde gücümüz nispetinde yardım etmek, bir nimete kavuştuğunda tebrik etmek, davetlerine icabet etmek, bir musibet geldiğinde teselli etmek, kamuya zararı olmayan hata ve kusurlarını gizlemek, gıybet ve dedikodusunu yapmamak, selam vermek ve almak, hal-hatır sormak, canına ve malına zarar vermeyip bilakis korumak bunların başlıcalarıdır.
Aziz Mü’minler!
Hutbemizi bir Kutsi Hadis ile bitirelim: “Bir Müslüman ölür de en yakın komşularından üç kişi onun hakkında iyi şahitlikte bulunursa; o kimse için Allah Teala şöyle buyurur: “Bildikleri şey konusunda, kullarımın şahitliğini kabul ettim.”(3)
...........
1) Nisa: 36. Ayet. 2) Buhari, Kitab’ul Edeb. 3) Ahmet b. Hanbel, II, 408–409
Hazırlayan: Adem ÇELİKER / İmam - Hatip / Güney
/ Denizli Sazak – 30 Ocak 2009
|