ANA SAYFA HUTBE MENÜ HİTABET HUTBE HUTBE DUALARI VEDA HUTBESİ 2006 2007 2008 2009 2010 2011

HUTBE – Adalet                                                                                               (Nahl: 90)

Muhterem Müslümanlar!

Adalet; düzenli ve dengeli davranmak, her şeyin hakkını vermek demektir.
İslam’da ise adalet; kültür, bilgi, mevki, cinsiyet, ırk, dil ve din farkı gözetmeden insanlara eşit davranmak ve haklarını vermek demektir.

Kur’an-ı Kerim’de adaletle ilgili ayet-i kerimelerde: “Ey iman edenler! Adaleti titizlikle ayakta tutan ve Allah için şahitlik eden insanlar olun…”(1)

“Şüphesiz ki Allah, size emanetleri ehline vermenizi, insanlar arasında hükmettiğiniz zaman, adaletle hükmetmenizi emreder…”(2) “Allah adaleti ve iyiliği emreder”(3) buyrularak, adaletli olmamız ve adaleti ayakta tutmamız gerektiği emredilmiştir.

Aziz Mü’minler!

Adalet, dinimizin temel esaslarından biridir. Çünkü; adalet öyle bir ışıktır ki, bulunduğu yerleri aydınlatır.

Adalet güneşiyle aydınlanmayan cemiyetlerde, kötülüğün her çeşidi yeşerme ve yerleşme fırsatı bulur. Özellikle fitne fesat artar, zulüm her yere yayılır. Toplum fertlerinde kin ve intikam duyguları güçlenir, hırsızlıklar çoğalır, toplumda huzur ve güvenden eser kalmaz. İnsanlar birbirinden endişe ederler, korku içinde yaşarlar.

Adalet, bir toplumu ayakta tutan manevi unsurların başında gelir.  Eğer adalet gücünü yitirirse, içtimai bağlar çözülür, toplum da yıkılmaya doğru yol alır.

Tarih boyunca nice milletler ve devletler vardır ki, adaleti hâkim kılamadıkları için yıkılıp yok olmaktan kurtulamamışlardır.  Ama adaleti, mülkün temeli sayıp, adaletin bütün ilkelerini hakkıyla eda eden toplumlar ve devletler huzur ve güven içinde daima yükselmiş ve uzun ömürlü olmuştur.
  
Muhterem Müslümanlar!

Adaletin tam olarak uygulanmasında eşitlik prensibi büyük önem taşır. İnsanlar adaletin dağılımında bir takım kriterlere tabi tutulmamalı, makam, mevki, servet, soy-sop gibi değerlerle ayrılmamalı, her insan adalet güneşinden istifade etmelidir.

Peygamberimiz (sav)’in yaşadığı şu olay bizlere bu konuda büyük bir örnek teşkil eder. Bir gün eşraftan Fâtıma adında bir kadının hırsızlık yaptığı söylenerek Peygamberimiz (s.a.v.)'in huzuruna getirilmişti. Kadının 'cezalandırılmasına hükmedildi. Fakat daha önceki gelenek ve alışkanlıklara göre Kureyş'ten olan asil bir kadın hakkında suç işlemiş olsa dahî böyle bir hüküm verilemezdi. Hükmün infâzının durdurulması için Kureyş'in ileri gelenleri Hz. Peygamber s.a.v.)'in çok sevdiği Üsâme b. Zeyd'i araya koyarak bu kadının affedilmesini istediler. Üsâme'nin böyle bir şefaatte bulunması Hz. Peygamber (s.a.v.)'e çok ağır geldi. Hemen ashâbını mescitte toplayıp bu konuda onlara şöyle hitap etti: "Ey insanlar! Sizden evvel yaşamış toplumların neden dolayı yollarını şaşırıp saptıklarını biliyor musunuz? Asilzâdeleri bir hırsızlık yaptığı zaman onu affeder, zayıf ve kimsesizleri bir şey çalarsa onları cezalandırırlardı. Allah'a yemin ederim ki, böylesine kötü bir hırsızlığı kendi kızım Fatıma yapmış olsaydı, kesinlikle onun da cezasını verirdim”(4)

Aziz Kardeşlerim!

“Adalet mülk'ün temelidir.” Adaletin olmadığı yerde zulüm hâkimdir. Allah adil-i mutlaktır ve onun koyduğu bütün hükümler zulmün her çeşidinden uzaktır. Allah'ın emirlerinin uygulandığı bir ortamda hiçbir kimseye zerre kadar zulüm yapılmaz, haksızlık yapılmaz.
                                                                             
Öyleyse huzur ve mutluluk isteyen her toplum adalet ve eşitliğe değer vermeli, saygı duymalıdır. “Ülkelerin kılıçla alınıp ancak adaletle korunduğunu” ve “Kılıcın yapamadığını, adaletin yaptığını” unutmayalım. Hutbemi şu ayet meali ile bitiriyorum.

"Hükmettiğin zaman onlar arasında adaletle hükmet. Şüphesiz Allah adil davrananları sever.(5)


1) Nisa: 135.   2) Nisa: 58.   3) Nahl: 90.   4) Buhari, Hudut, 12.   5) Maide: 42.

Hazırlayan:  Abdullah  KOÇİN  /  Gökçeyaka Köyü  Güney Mh.  C.İ.H  /  Çameli / Denizli                            Sazak – 20 Şubat 2009


© Ayhan Çetinkaya - Sazak