HUTBE - Misafire İkram (İnsan: 8)
Muhterem Müslümanlar!
İnsan birçok yönüyle yaratılmışların en mükemmelidir. Allah mükemmel şekilde yarattığı insanın dünya ve ahirette mutlu olmasını sağlayacak yolları da ona göstermiştir. İşte bunu sağlayacak olan yollardan biri de misafirlerimize güler yüzle, karşılığını yalnızca Allahtan bekleyerek ikramda bulunmaktır.
Misafirlik, bir kimsenin evinden, köyünden belirli bir süre için ayrılıp başka bir yere gitmesi ve evinden yurdundan uzaklaşmasıdır. Misafirlikte insan kendi evindeki gibi maddi ve manevi bazı ihtiyaçlarını gideremez. Bu ihtiyaçlarını gidermek için ev sahibinin yardımına ihtiyaç duyar.
Muhterem kardeşlerim!
Her şeyin bir adap ve usulü olduğu gibi misafirliğin de adapları vardır. Misafirliğe giden kimse gideceği yere önceden haber vermeli, vardığı zaman evin kapı zilini adaba uygun olarak üç kere belirli aralıklarla çalmalı, üç defa zil çalındığı halde kapı açılmıyorsa ısrarcı olmamalıdır, kapı açıldığı zaman evin içerisini görmeyecek şekilde kapının kenarında durmalı, selam verip kendini tanıtmalıdır. Ev sahibi de selamı alıp, güler yüzle karşılayarak uygunsa içeriye davet etmelidir.
Değerli Müminler!
Hutbemin başında okuduğum İnsan Suresinde Yüce Allah (c.c.) “Onlar, seve seve yiyeceği yoksula, yetime ve esire yedirirler. (yedirdikleri kimselere şöyle derler): “Biz size sırf Allah rızası için yediriyoruz. Sizden de bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz.”1) buyurmaktadır. Bu ayetin inmesine Hz. Ali ve ailesinin yaşadığı bir olayın sebep olduğu rivayet edilir. Rivayete göre Hz. Ali ve ailesi üç gün nafile oruç tutmaya niyet ederler ve üç gün oruç tutarlar. Ama iftar yapacakları yemeklerini, üç gün boyunca iftar vaktinde kapılarına tanrı misafiri olarak çıkagelen yoksul, yetim ve esirlere vermeleri ve sadece su ile iftar etmeleri üzerine bu ayetler nazil olmuştur. Onların bu durumunu öğrenen Peygamber (s.a.v.) çok üzülür, bunun üzerine Cebrail (a.s.) Peygamberimize gelir ve “Ey Muhammed Allah-ü Teala seni ve ehl-i beytini bu davranışlarından dolayı tebrik ediyor ve onları cennet nimetleriyle müjdeliyor” der.
Değerli müminler!
Onlar kendi ihtiyaçları olduğu halde kapılarına gelen tanrı misafirlerini kendi nefislerine tercih ettiklerinden dolayı imtihanı ve cennet nimetlerini kazanmışlardır.
Misafire ikram konusunda yine en güzel örneği asr-ı sadette görmekteyiz. Çünkü dinlerini yaşama uğruna her şeylerini Mekke’de bırakarak Medine’ye hicret etmek zorunda kalan muhacirlere, Medineli ensarın yaptığı karşılama, onlarla evlerini mallarını paylaşmaları, misafire ikramın en muhteşem örnekleridir.
Değerli Müminler!
Hutbemizi bir hadis mealiyle bitirelim. “Allaha ve ahiret gününe inanan kimse misafirine ikram etsin…”
1) İnsan 76/8. 2)Buhari, Edep, 85. Hazırlayan: Selahattin UYSAL İmam Hatip Mesten Camii / Güney / Denizli Sazak – 24 Temmuz 2009
|