HUTBE - Birlik ve Beraberlik (Al-i İmran:103)
Tevhit Dini olan İslam’ın Değerli Mensupları, Bahtiyar Müminler,
Bir saadet güneşi olarak doğan İslamiyet, renkleri dilleri ve kökenleri ayrı olan insanları aynı inanç etrafında birleştirmiş, kin ve düşmanlıkları ortadan kaldırarak, dünyamıza, insanlığa gerçek anlamda huzur ve barışı getirmiştir. Bu sebeple Müslüman huzur ve barış içinde yaşayan insan demektir. Huzur ve barış içinde olmak; birlik ve beraberliğimizi pekiştirmekle mümkündür.
Dinimizdeki ibadetlerin bir gayesinin de Müslümanlar arasında birlik ve beraberliği oluşturmak olduğunu görürüz. İşte cemaatle namaz bunun en güzel örneğidir. Cami “toplayan, birleştiren” demektir. Orada tek kubbe altında saflar halinde günde beş defa Allah’ın evinde niçin toplandığımızı bir düşünelim. Saflarımızı sıklaştırıp omuzlarımızı birleştirerek gösterdiğimiz beraberliğimizi, kalplerimizi ve gönüllerimizi de birleştirerek göstermeliyiz.
Aziz Müminler
Müslümanları bölüp parçalamak için İslam’ın ilk yıllarından itibaren fitne ve fesat hareketleri başlamış, çeşitli şekillere bürünerek bulaşıcı bir hastalık gibi günümüze kadar gelmiştir. Bugün ise, bizleri savaş alanlarında yenemeyen ve bizimle bir daha savaşmayı göze alamayan şer güçler, çirkin emellerine ulaşabilmek için, ülke içinde her türlü fitne ve fesat tohumları ekerek, milletimizi içten çökertmeye çalışmaktadırlar.
Tarih şahittir ki, inançları sarsılmış, dinî ve millî değerleri yıkılmış, birlik ve beraberliği yok olmuş milletlerin ayakta kaldığı görülmemiştir. O halde aynı imanı taşıyan, aynı dine inanan, aynı Kur’an’ı okuyan aynı kıbleye yönelen ve aynı Peygamberin yolundan giden biz Müslümanlar, Millet olarak birlik içinde olmalıyız..
“Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de o, kalplerinizi birleştirmişti. İşte onun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de o sizi oradan kurtarmıştı. İşte Allah size ayetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğru yola eresiniz.”(1) diyen ilâhî bir kitabın mensupları olduğumuzu, “Birlikte rahmet, ayrılıkta azap vardır”(2) diyen bir peygamberin ümmeti olduğumuzu, “Milletimin ayrılığa düşmesi kabrimin köşesinde bile beni rahatsız eder” diyen bir ecdadın torunları olduğumuzu unutmamalıyız.
Değerli Kardeşlerim.
Birlik ruhu içinde hareket eden atalarımız, tarih boyunca büyük işler başarmış, Vatanımıza ve milletimize yönelen tehlikeleri bu sayede etkisiz hale getirmişlerdir. Milletçe karşılaştığımız güçlükleri bu gün aynı anlayışla bertaraf etmek için yüce Rabbimizin şu ayetine kulak vermeliyiz: “Allah’a ve onun Resulüne itaat edin. Birbirinizle çekişmeyin, yoksa gevşersiniz, kuvvetiniz dağılıp gider”.(3) Aynı vatanda bin yıl yan yana iç içe, birlikte kardeşçe yaşadık. Bundan sonra da aynı şekilde yaşamaya devam edeceğiz.
Muhterem Kardeşlerim
Son olarak, Rabbimizin şu çağrısına kulak verelim:
Siz, kendilerine apaçık deliller, âyetler geldikten sonra parçalanıp, ihtilafa düşenler gibi olmayın. Çünkü öylelerine çok büyük bir ceza vardır.”(4)
1) Al-i İmran: 103. 2) Keşfü’l-Hafa c.1, s..333. 3) Enfal, 8/ 46. 4) Al-i İmran: 105.
Hazırlayan: Mehmet İNCİ / İmam-Hatip / Merkez Çobanlar Camii/Tavas/Denizli Sazak–27 Kasım 2009 |