HUTBE - Muharrem Ayı ve Aşure Günü (Tevbe: 36)
Muhterem müminler
Muharrem ayı hicri takvim yılının ilk ayı ve öteden beri haram aylar diye bilinen ayların da birincisidir. Cenab-ı Hak Kur’an’da ayların yaratılışları ile ilgili olarak Tevbe suresindeki şu ayet-i kerimede mealen şöyle buyuruyor: “Gökleri ve yeri yarattığı günde Allah'ın yazısına göre Allah katında ayların sayısı on iki olup, bunlardan dördü haram aylarıdır. İşte bu doğru hesaptır... ”(1) Hicrî aylardan Muharrem ayının onuncu günü Aşure günüdür. Bu günde birçok Peygamberin hayatında önemli olaylar vuku bulmuştur. Kaynaklarda zikredildiğine göre; Bu gün, Hz. Âdem’in dünya yüzüne indirilmesine sebep olan hatası için tövbesinin kabul edildiği, Hz. Nuh’un gemisinin Cudi dağına oturduğu, Hz. Yunus’un balığın karnından kurtulduğu, Hz. Musa ve Hz. İsa’nın doğduğu, Hz. Musa’nın ve kavminin Firavunun zulmünden kurtulduğu, Hz. Yakup’un oğlu Hz. Yusuf’a kavuştuğu gündür. Bu sebeple Aşure günü bütün dinlerde ve en son din İslam Dininde önemli bir yere sahiptir.
Değerli Kardeşlerim!
Muharrem ayının 10. günü 26 Aralık 2009 yani yarın Aşure günü İslam’dan önceki dönemlerde de bilinir ve bu güne mahsus bazı ameller yapılırdı ki bunun başında oruç tutmak gelirdi. Hz. Peygamber (a.s.), Medine’ye geldiği zaman Yahudilerin Aşure günü oruç tuttuklarını gördü ve bunun ne orucu olduğunu sordu. Cevap olarak şöyle dediler: "Bugün, iyi bir gündür. Allah, İsrailoğulları'nı Firavun'un zulmünden bugün kurtarmıştır. Musa (a.s.) Allah'a şükür için bugünde oruç tutmuştur. Biz de tutarız dediler. Hz. Peygamber, "Biz Musa'nın sünnetine sizden daha yakınız, dedi ve o gün oruç tuttu ve ashabına da tutmalarını emir buyurdu."(2) Bununla beraber İslâm bilginleri aşure orucunun vacip değil, sünnet olduğunda görüş birliğine varmışlardır. Ancak başka din mensuplarına benzememek için sadece 10. gün değil bir gün öncesi veya sonrası ilave edilerek iki gün olarak tutulması uygundur.
Muhterem Kardeşlerim!
Muharrem ayının bilhassa 10. gününün bütün İslam dünyasının ciğerlerini dağlayan bir başka acı hatırası da var ki, o da Peygamber Efendimiz (a.s.)’ın en sevdiği torunlarından birisi olan ve Efendimiz (s.a.v.)'in "Allah'ım: Ben, bunları seviyorum. Sen de bunları sev."(3) "Hasan ve Hüseyin, benim dünyada kokladığım iki reyhanımdır."(4) buyurduğu Hz. Hüseyin (r.a.) Efendimizin Kerbela’da bir diğer Müslüman grup tarafından şehit edilmesi olayıdır. Bu elim hadise asırlardır Müslümanların kalbini dağlayan, acısı eksilmeden devam eden ve de kapanmayan yarasıdır. Halen kanamakta olan bu yaramız, bizleri ayrılığa, düşürmemelidir. Müslümanlara düşen görev, bu gibi olayların tekrar yaşanmaması için gerekli tedbirleri almak ve hep birlikte Allah’ın ipine sarılarak kardeş olmaktır.
Değerli Kardeşlerim!
Geçmişte Muharrem ayında meydana gelen birçok ibretlik ve örneklik hadiseden ders çıkarmalıyız.
Muharrem ve Aşure günleri kardeşliğimizi pekiştirmeli, Müslümanlar olarak daha uyanık olmalıyız. Birliğimizi ve dirliğimizi bozmak isteyenlere fırsat vermemeliyiz.
1) Tevbe: 39. 2) Buhârî, es-Savm, 69 ; Tecrîd-i Sarih, VI, 308, 309. 3) Tirmîzî Sünen V, 661. 4) Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 288.
Hazırlayan: Halil ÇATAL / İmam-Hatip / Yayla Camii / Çivril / Denizli Sazak – 25 Aralık 2009 |