|
HUTBE - Çalışma Ve Helal Kazanç (Kasas:77)
Muhterem Müslümanlar!
Tarihe baktığımız zaman, peygamberler ile büyük insanların çalışmayı hiç ihmâl etmedikleri, hatta birer meslek edindiklerini görürüz. Adem (a.s.) çiftçilik, İdris (a.s.) terzilik, Nuh (a.s.) marangozluk, İbrahim (a.s.) dokumacılık, Davut (a.s.) demircilik, dünya mülküne sahip Süleyman Peygamber hasırcılık, Zekeriyya (a.s.) ve bizim Peygamberimiz Muhammed (a.s.) da tüccarlık yapmışlardır. Ashab-ı Kiram'ın her biri bir işte meşgul olmuş, İmam-ı Azam Ebu Hanife Hazretleri ipek tüccarlığı yapmış, O'nun talebesi İmam-ı Ebu Yusuf devlet memurluğunda bulunmuştur.
Dinimiz çalışmayı nafile ibadetten üstün saymıştır. Müslüman hiç ölmeyecekmiş gibi dünyası için, yarın ölecekmiş gibi ahireti için çalışacak, dünya için ahireti, ahiret için dünyayı terk etmeyecektir.
Cenab-ı Hak: "Allah'ın sana verdiği şeylerde ahiret yurdunu gözet. Dünyadaki payını da unutma. Allah'ın sana iyilik yaptığı gibi, sen de iyilik yap. Yeryüzünde bozgunculuk yapma. Şüphesiz Allah, bozguncuları sevmez."(1) buyurmaktadır. Dinimizde tembellik, dilencilik ve başkalarına yük olmak yoktur.
Cenab-ı Hak Necm Suresi 39. ve müteakip ayetlerde: “İnsan ancak çalıştığına erişir. Onun çalışması şüphesiz görülecektir. Sonra ona karşılığı eksiksiz verilecektir."(2) buyurarak insanın çalışmasının karşılığını dünya ve ahirette göreceğini bildirmiştir.
Peygamberimiz (s.a.v.); "Hiç kimse elinin emeğinden daha tatlı ve hayırlı bir yemek yememiştir. Allah'ın Peygamberi Davud (a.s.) da eliyle kazandığını yerdi."(3) buyurarak, insanın en tatlı rızkının elinin emeği olduğunu, diğer hadislerinde de, "Bir takım günahlar vardır ki, onları ne namaz, ne oruç, ne de hac ve umre affettirmez; onlara ancak geçim için çalışmalardaki mihnet ve meşakkatler keffaret olur."(4) buyurarak, ahirette en önce teraziye konulacak olan amelin aile nafakası olacağını bildirmiştir. İnsan sadece ailesi için değil, etrafı için de faydalı olmalıdır.
Aziz Mü’minler!
Kazançlarımız durumumuza göre derece derece olacaktır. Dünya ve ahiret için de tembel ile çalışkan bir olmayacaktır. Bu arada şunu da iyi bilmek lazımdır. Sade mal toplamak, dünyalık temin etmek huzur ve rahat getirmez. Huzurun kaynağı sadece madde değildir. Din dışı davranışlarla, helalinden kazanılmayan dünyalıklar, insana hayat ızdırapları yükler. Fakirleri gölgelendirmeyen, milletin yararına kullanılmayan kazançlar, hayat ve ölüm zehirleri ile doludur.
Malı kazanmakla mükellef olduğumuz kadar, onların nereye sarf olunacağını ve korunması lüzumunu da bilmek vazifemizdir. Malın korunması "İsraf, içki, kumar, tefecilik" gibi kötülüklerden kaçınmak, çalışmada hileye, ticarette yalana, alışverişte yemin etmeye düşmemek suretiyle olur. Zekat vermek, sadaka ve iyiliklerden uzak kalmamak, anaya, babaya saygı göstermek, haklarına riayet etmek, acizlere şefkat, ve merhamet gibi faziletler de malın korunması cümlesindendir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) hadislerinde, "Helal mal kazanmak her müslümana vaciptir."(5) buyurarak helal kazanmanın önemini ve müslümanın bu konuda ne kadar duyarlı olması gerektiğini; "Helal kazanç bir cihaddır."(6) sözleri ile de helal ve haram sınırlarının zorlandığı asrımızda müslümanın helal kazanmak için büyük çaba sarfetmesi gerektiğine işaret etmiştir.
Aziz Mü’minler!
Dünyalıklarımızı helalinden ve mahalline sarf etmeye bakın. İbadetlerinizin kabul, dualarınızın makbul olmasını istiyorsanız, yediğiniz lokmanın helal olmasına dikkat ediniz.
Helal rızıkla beslenmeyen vücud cehennem ateşinde yanacaktır. Kafi miktardaki az ve helal mal, azdırıcı çok maldan hayırlıdır. Ebedi saadet müttaki mü'minlerindir.
1)Kasas:77. 2)Necm:39-40. 3)Tac Hadisleri c.2, s.178. 4)Ramuz Hadisleri c.1,s.131. 5)Camiu's Sağır c.2, s.46. 6)Camiu's Sağır c.2, s.46. DİYANET Sazak - 25 Ağustos 1995 |