ANA SAYFA HUTBE MENÜ HİTABET HUTBE VEDA HUTBESİ 1995 1996 2003 2004 2005 2006 2007 2008 2009 2010

HUTBE - Mevlid-i Nebi (s.a.v.)                                                                          (Al-i İmran:164)

Muhterem Müslümanlar!

14 asır evvel böyle bir gecede kainatın en büyük olayı vuku'a gelmişti. Bu mübarek gecenin sabahında güneş ufuktan doğmadan, karanlıklar içinde bunalan beşerin hayat ufkunda ilahi bir nur doğdu.

İbrahim (a.s.)'ın:

"Ey Rabbimiz, içlerinden onlara senin ayetlerini okuyan, kitabı ve hikmeti öğreten, onları her kötülükten arıtan bir peygamber gönder."(1) diye yaptığı duaya, İsa (a.s.)'ın müjdesine ve Hz. Amine'nin rüyasına mazhar olan Muhammed Mustafa (s.a.v.) doğdu.

Bu gecenin sabahı gerçekten feyizli bir sabahtı; insanlık için yepyeni bir gün doğmuş, nurlu bir devir açılmıştı.

Gönülleri karartan, insana, insanlığını unutturan kültür ve zulüm kalkacak, şirk sönecek ve İbrahim (a.s.)'ın inandığı Tevhid akidesi yeniden canlanacaktı. İnsanlar cehaletten ve esaretten kurtulacak, ilim ve hürriyete kavuşacaktı. Kadın bir ticaret meta'ı olmaktan çıkacak, toplum içindeki itibarlı yerini alacaktı. Bir fazilet güneşi ve hidayet meş'alesi olan Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) doğumu, Allah'ın, bütün insanlara en büyük nimetlerinden birisidir.

Nitekim Cenab-ı Hak, Kur'an-ı Kerim'de:

"Andolsun ki Allah, mü'minlere ayetlerini okuyan, onları arıtan, onlara kitap ve hikmeti öğreten kendilerinden bir peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulunmuştur. Halbuki onlar önceleri apaçık sapıklıkta idiler."(2) buyurmuştur.

Allah (c.c.) O'nu (s.a.v.), bir ümmet ve millete değil, bütün insanlığa ve alemlere rahmet olarak göndermişti.

O (s.a.v.), "Bir şahid, bir müjdeci, uyarıcı ve bir davetçi ve nur saçan bir kandil"(3) idi. İşte bunun içindir ki, her yıl bu mübarek günü kutluyor ve O'nun (s.a.v.) aziz hatırasını tazimle anıyoruz.

Aziz Müslümanlar!

Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in doğumunu anmaktan maksat, yalnız kasideler okumak, ilahiler söylemek ve bazı yerlerde olduğu gibi kandil simitleri ve tatlı dağıtmaktan ibaret değildir.

O'nun (s.a.v.) doğumunu anmaktan asıl gaye, cihanşümul olan nübüvvet ve risaletini, Allah'a olan tevekkül ve itimadını, yüksek ahlakını, insanlık ve merhametini, insaf ve adaletini, sabır ve sebatını, kerem ve cömertliğini, kanaat ve zühdünü, fazilet ve şecaatını anmak ve bütün bunlarda kendisine uyma azmimizi tazelemektir.

Yüce Allah'ın sevgisine ve mağfiretine mazhar olmanın tek yolu ve çaresi, O'nun Sevgili Peygamberi'ne (s.a.v.) uymaktır.

Nitekim Kur'an-ı Kerim'de:

"Habibim, de ki Allah'ı seviyorsanız bana uyun, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın."(4) buyrulmaktadır.

O'na (s.a.v.) salat ve selam eder; Mevlid-i Nebi'nin aziz milletimize ve bütün müslüman kardeşlerimize mübarek olmasını ve O'na (s.a.v.) layık ümmet olma bahtiyarlığına bizi erdirmesini Allah-ü Teala'dan niyaz ederim.

----------

1) Bakara: 129, 2) Al-i İmran: 164, 3) Ahzab: 45,46. 4) Al-i İmran: 31. DİYANET Sazak - 18 Ağustos 1995

© Ayhan Çetinkaya - Sazak