ANA SAYFA HUTBE MENÜ HİTABET HUTBE HUTBE DUALARI VEDA HUTBESİ 2006 2007 2008 2009 2010 2011
   

HUTBE - Aile                                                                                                                           (Nur: 32)

Muhterem Müslümanlar!

Toplumun temel taşı "Aile"dir.

Aile; anne, baba ve evlenmemiş çocuklardan meydana gelir.

Ailenin temelini de "Evlilik"oluşturur.

Evlilik; bir erkekle bir kadının, nikah bağı ile meşru bir şekilde yuva kurmalarıdır.

Toplumun huzuru, onu meydana getiren ailenin huzurlu oluşuyla sağlanır. Ailenin huzuru da, evlilikteki isabete bağlıdır.

Ferdin ve toplumun huzurunu hedef alan Yüce Dinimiz, evlilik müessesesine gereken önemi vermiş ve ondaki isabeti artırmak üzere bir takım ölçüler de getirmiştir.

Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.);

"Kul evlendiği vakit dininin yarısını tamamlamış olur."(1) buyuruyor. Bir başka hadis-i şeriflerinde:

"Gençler! İçinizden evlenmeye gücü yetenler evlensin; zira evlenmek gözleri (haramdan) daha çok korur, zinadan daha çok muhafaza eder. Gücü yetmeyen kimse ise oruç tutsun."(2) buyurmaktadır.

Bu tavsiyelere uyarak zaman ve şartlar bir araya gelince çocukları evlendirme anne ve babaların önemli görevlerinden biridir. Şüphesiz bu, anne ve baba için de bir mürüvvettir.

Evlilikte küfüv-denklik konusuna da dikkat çeken dinimiz mutlu ve huzurlu ailenin korunmasında, dinine ve ülkesine faydalı nesillerin yetişmesinde ilk mürebbi olan kadının ahlaklı ve dindar olmasını şu hadis-i şerifle tavsiye ediyor:

"Kadının bir takım hasletlerinden biri için nikah edilir. Güzelliği için, malı için, ahlakı için ve dini için. Sen bunlardan dindar ve ahlaklıyı tercih et."

Muhterem Müslümanlar!

Bu şartlar ve anlayış içinde kurulan aile yuvasında tam bir huzurun sağlanması için eşlere düşen bir takım vazifeler de vardır. Bunlar; Karşılıklı sevgi, hoşgörü, güven ve fedakarlıktır. Evliliği bir binaya benzetirsek; bunları, o binayı ayakta tutan dört temel ayak olarak kabul edebiliriz. Bu temel ayaklar sağlam olursa, dıştan esecek hiç bir rüzgar ve tehlike o kutsal yapıya zarar veremeyecektir.

İnsan olmanın bir takım özellikleri ve insanın duygu, düşünce fiil ve davranışlarının birbirinden farklı olabileceğinin tabii olduğunu düşünürseniz, evlilikte saygı ve güvenin yanında hoşgörü ve fedakarlığın ne kadar gerekli olduğunu çok iyi anlarsınız. İnsan, zaman zaman kendi yaptığı işi beğenmez. Kendisini tenkit eder. Öyle ise. İki ayrı ve ruhi yapıya sahip olan kişilerin davranışlarının da her zaman diğerinin hoşuna gitmemesi tabiidir. İşte burada Allah (c.c.) rızası için hoşgörülü ve fedakar olmak taraflara düşen önemli bir görevdir.

Kutsal aile yuvasının devamı dinimizde çok önemlidir. Aile yuvası, ayrılmak için değil hayatı birlikte devam ettirmek için kurulur. Bundan dolayı İslâm'da boşanma hoşgörülmemiştir.

Rasûlüllah (s.a.v.):

"Allah (c.c.) katında helal olan şeyin en sevimsizi eşini boşamaktır." buyurmaktadır. Bir başka hadis-i şerifte de:

"Meşru mazereti olmaksızın, kocasından, kendisini boşamasını isteyen kadına cennet kokusu haramdır." buyurmuştur.

Bunun içindir ki, bu kutsal aile yuvasını yıkmak üzere çaba sarfedenleri, İslâm kendisinden saymamaktadır. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) bu yanlış davranış içinde olanlara hitaben;

"Karı ile kocasının arasını açan bizden değildir..." buyurmuştur.

Hatta dinimizde kesinlikle haram kılınmış olan yalan bile, karı-koca arasını bulmak üzere, ölçülü bir şekilde söylenmesine müsaade edilmiştir.

Muhterem Müslümanlar!

Allah (c.c.) rızası için, iyi niyetlerle kurulan aile yuvasının aynı duygularla devam ettirilmesi için küçük anlaşmazlıkları büyütmeden aile arasında halletmek mümkündür. Zira hiçbir müslüman Allah (c.c.)'ın hoşuna gitmeyen bir şeyi yapmak istemez. Şu güzel sözün üzerinde düşününüz ve unutmayınız:

"Felaketlere yol açan büyük yangınlar, küçük kıvılcımlardan çıkar, kıvılcımları ise bir fincan su söndürür." Küçük bir fedakarlıkla halledilecek anlaşmazlığı, aileyi sarsacak mesele haline getirmeyiniz.


1) Seçme Hadisler, 175.  2)Seçme Hadisler, 174. / Diyanet Aylık Dergi Mayıs 1996               Sazak - 7 Haziran 1996
© Ayhan Çetinkaya - Sazak