|
HUTBE - Ana ve Baba Hakkı (İsrâ: 23)
Muhterem Cemaat!
Bugünkü hutbemizde ana ve baba haklarından söz edeceğim.
Yüce dinimizde Allah (c.c.)'a kulluk etmek görevinden sonra bizden istenen ilk hizmet, ana babaya iyi davranmaktır.
"Rabbin, ancak kendisine kulluk etmenizi, ana-babaya da iyi davranmanızı emretti. Onlardan biri ya da her ikisi senin yanında yaşlanırlarsa onlara 'of' bile deme, onları azarlama, kendilerine güzel söz söyle. Onlara merhametinden kaynaklanan tevazu kanadını indir, (çok alçak gönüllü ol) ve onlara şöyle dua et: Ey Rabbim, ben küçük yaşta iken onlar beni besleyip yetiştirdikleri gibi sen de onlara merhamet eyle."
Bu ayetlerde yalnız Allah (c.c.)'a kulluk etmenin ve ana ile babaya iyi davranmanın gerekliliği birlikte belirtildikten sonra evladın özellikle yaşlanan anasına ve babasına karşı takınacağı tavırla ilgili talimata yer veriliyor.
Rasûlü Ekrem (s.a.v.) de, 'Amellerin hangisi Allah (c.c.) katında sevimlidir?' sorusuna verdiği cevapta: "Vaktinde kılınan farz namazı, sonra ana-babaya iyi davranmak, ondan sonra da Allah (c.c.) yolunda cihat etmektir."(1) buyurdu.
Aziz Mü'minler!
"İyi davranmak" sözcüğü çok geniş kapsamlı bir ifadedir. Söz, fiil, tutum, davranış, tavır ve hareketlerin tümünü ihtiva eder. Bu itibarla evlat, bu alanların hepsinde anasına ve babasına karşı en iyisini yapmalı, daima güler yüzlü, tatlı dilli, şefkat bakışlı, alçak gönüllü, edepli, saygılı olmalı, maddeten ve manen desteklemeli, itaat edip arzularını yerine getirmeye çalışmalı, hoşlarına gitmeyen onları üzen şeylerden kaçınmalı; İlahi rahmet ve mağfirete kavuşmaları için dua etmelidir. Bu şekilde anasına ve babasına iyi davranan, onların rızasını kazanan, hayır dualarını alan bir evlat, Allah (c.c.)'ın rızasını da kazanır. Çünkü bir hadiste: "Allah (c.c.)'ın rızası ana-babanın rızasındadır; Gazabı da onların azabındadır." buyurulmuştur.(2)
Anasına ve babasına iyi davranan bir mü'min, ahirette mükafatını göreceği gibi, dünyada da faydasını görür. Şöyle ki: Genellikle böylelerinin evladı da kendilerine iyi davranır. Nitekim bir hadiste: "Babalarınıza iyi davranın ki, evladınız da size iyi davransın." buyurulur.(3) Ayrıca bu meziyet sahibinin ömrü bereketli, rızkı da geniş olur. Hz. Peygamberimiz (s.a.v.): "Kim ömrünün bereketli ve rızkının geniş olmasından sevinç duyuyorsa, ana-babasın iyi davransın ve yakınları ile iyi ilişki kursun."(4) diye tavsiyede bulunmuştur.
Muhterem Cemaat!
Ana-babaya iyi davranmak dinî ve insanî bir ödev olup dünya ve ahiret kazançlarına vesile olduğu gibi, onlara kötü davranmak ta hem büyük günah hem de dünya ve ahiret hüsranına sebep olur. Hz. Peygamberimiz (s.a.v.): En büyük günahlar Allah'a ortak koşmak, ana babaya kötü davranmak, insan öldürmek ve bile bile yalan yere yemin etmektir."(5) buyurur.
İnsanoğlu şu fani dünyada çok çeşitli günah işleyebilir ve işlediği bir çok günahın cezasını dünyada çekmez, cezası ahirete kalır. Fakat ana-babaya kötü davranırsa suçunun cezası kısmen dünyada verilir. Buna dair bir hadisin meali şöyledir:
"Allah-ü Teala, bütün günahlardan dilediğinin cezasını kıyamet gününe erteler. Ancak ana ve babaya kötü davranmanın cezası hariç. Çünkü Allah bu suçun sahibini daha hayatta iken cezalandırır."(6)
Ana ile baba vefat ettikten sonra da bir takım haklarının bulunduğunu unutmayalım. Hz. Peygamberimiz (s.a.v.) bu konu hakkında bir soruyu cevaplarken, vefatlarından sonra kalan haklarının, onlara daima rahmet dilemek, bağışlanmaları için sık sık dua etmek, ahidlerini, vasiyetlerini yerine getirmek, dostlarına saygı ile ikramda bulunmak ve onlar aracılığı ile akraba olanlarla iyi ilişkiyi devam ettirmek olduğunu bildirmiştir.(7)
Hulasa, biz mü'minlerin gerek dünyada ve gerekse ahirette mutlu olmak için üzerinde dikkatle duracağımız kutsal görev ve ibadetlerden biri de ana ve babamıza daima iyi davranmak, daima onlara rahmet dilemek, bağışlanmaları için dua etmek, ahidlerini, vasiyetlerini yerine getirmek, dostlarına hürmet ve ikramda bulunmak, onlar aracılığı ile olan akrabalarla iyi ilişkiyi devam ettirmektir.
Sıraladığım bu önemli görevlerin bir kısmı onların hayatta oldukları döneme aittir. Diğer bir kısmı ise, vefatlarından sonra da devam eder.
1)Buharî, Rıkak 18, Müslüm, İman 139. 2)Tirmizî, İbn-i Hibban ve Hâkim-Abdullah bin Amr'den-Et-Tergib ve't Terhib, Kitabü'l-Birr, H.No: 3607. 3)Taberanî,Aişe'den, Et-Tergib Ve't-Terhib, aynı Kitab, H.No:3599. 4)Ahmed bin Hanbel, Enes bin Mâlik'ten aynı kaynak, H.No:3594. 5)Buhari Kitabü'l -Eyman Ve'n-Nüzur, 15. Babta, Abdullah bin Amr'den. 6)El-Hâkim, Ebu Bekre'den, Et-Tergıb Ve't-Terhib, H.No:3625. 7)Sünen-i İbni Maceh, Edeb Kitabı 2. Babta, Mâlik bin Rebîa'dan, H. No:3664.
Haydar HATİPOĞLU - Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi - Diyanet Aylık Dergi - Ekim 1993 Sazak - 12 Ocak 1996 |