|
HUTBE - Birlik Ve Beraberliğin Önemi (Al-i İmran: 103)
Muhterem Mü'minler!
Milletleri yaşatan, ilerleten ve yükselten sihirli kuvvet, birlik ve beraberlikleridir. Birlik ve beraberlikten yoksun olan toplumların, dünya milletleri arasında istenilen yerini almasına imkan yoktur. Bir milletin birliği ve beraberliği çeşitli nedenlerle zayıflarsa veya bozulursa o ülkede ilerleme ve yükselme olmadığı gibi, o milletin istiklâlini koruması da zorlaşır, hatta imkansız hale gelir.
Bir toplumda, millî birlik ve beraberliğin sağlanması için o toplumda yaşayan herkese bir takım görevler düşmektedir. Bu görevlerin başında, herkesin kendi çıkarlarını bir yana bırakıp, milletin çıkarlarını ön plana alarak bunların gerçekleşmesi için çalışmak gelir. Herkes kendi görevini eksiksiz yaptığı, milleti ve vatanı için istenilen feragatı ve fedakarlığı gösterdiği sürece o toplumda ilerleme, yükselme, huzur, sükun ve güven vardır. Aksi takdirde, birlik ve beraberlik, dirlik ve düzen bozulur, huzur ve güven sarsılır.
Aziz Mü'minler!
Milletimizin yükselmesi, bizlerin birlik ve beraberlik içinde bulunmamıza bağlıdır. Birliğin olmadığı yerde dağılma, parçalanıp bölünme, kin, nefret ve düşmanlık vardır. Nitekim Cenab-ı Hak Al-i İmran Suresi'nin 103. ayetinde: "Toptan Allah'ın ipine sarılın, ayrılmayın, Allah'ın size olan nimetini anın. Düşmandınız, kalplerinizin arasını uzlaştırdı da O'nu nimeti sayesinde kardeş oldunuz. Bir ateş çukurunun kenarında idiniz, sizi ondan kurtardı. Allah, hidayete erişesiniz diye size böylece ayetlerini açıklar." buyuruyor. Enfal Sûresi'nin 102. ayetinde ise: Allah'a ve Peygamberine itaat edin, çekişmeyin, yoksa (korkar) başarısızlığa düşersiniz ve kuvvetiniz gider. Sabredin, doğrusu Allah sabredenlerle beraberdir." buyurarak birliğin önemini, düşmanlığın, çekişmenin ve dağılıp parçalanmanın tehlikelerini bizlere beyan etmiştir.
Değerli Mü'minler!
Büyük milletimizin tarihi boyunca elde ettiği şanlı zaferlerin, ortaya koyduğu kahramanlık destanlarının, kurduğu medeniyetlerin, dünyaya ışık olacak nitelikte geliştirdiği kültürlerin temelinde hiç şüphesiz fertleri arasında gerçekleştirdiği birlik ve kardeşlik ruhu yatmaktadır.
Savaşta ve barışta, hep aynı ruh ayakta tutulmuş, birliğimizi bozan fitneden, fesattan ve çeşitli cereyanlardan titizlikle sakınılmıştır. Yüce Allah (c.c.)'ın; "Mü'minler ancak kardeştirler." emrine gönülden bağlanmış olan atalarımız, bütün Müslümanları kardeş bilmiş ve aralarında hiçbir ayırım yapmamıştır. İşte asırlar boyunca milletimize hakim olan ruh, bu ruhtur.
İstiklâl Savaşı'mızda, Sakarya'da, Çanakkale'de, Dumlupınar'da ve nihayet Kıbrıs'ta bize ışık tutan, gücümüze güç katan, yurdumuzdan düşmanı kovan, vatanı her şeyden üstün tutan ruh ta yine birlik ve kardeşlik ruhudur.
Aziz Mü'minler!
Tarihi boyunca hürriyeti ve dini uğruna birlikte mücadele vermiş bir milletin torunları olan bizler, birbirimizde gördüğümüz bazı kusur ve eksiklikler nedeniyle yek diğerimize; gerek aile içinde, gerekse toplum içinde darılmayalım, didişip çekişmeyelim, ayrılığa düşmeyelim, birbirimizin eksiğini giderip kusurunu affedelim. Kusursuz ve noksansız insan bulunamayacağını daima hatırımızda tutalım. Kendimizin de mükemmel bir insan olmadığımızı, kusurlarla dolu olduğumuzu, kendimize göre iyi bulduğumuz ve beğendiğimiz bir hareketin başkası tarafından beğenilmeyebileceğini kabul edelim.
Millî birliğimizi ve dirliğimizi zedeleyen, kardeşliğimizi, kalleşliğe döndüren fitneyi, fesadı, nifakı, dedi-koduyu ve düşmanca duyguları bırakalım. Birlik ve dirlik içinde güzel yurdumuzda kardeşçe yaşayalım.
Çünkü Allah (c.c.)'ın emri öyle, Peygamberimiz (s.a.v.)'in tavsiyesi böyle...
Diyanet Aylık Dergi - Ağustos 1996 Sazak - 30 Ağustos 1996 |