|
HUTBE - Caminin Yeri (Tevbe: 19)
Muhterem Müslümanlar!
Camiler, topluca Allah (c.c.)'a ibadet ettiğimiz, namaz kıldığımız, Allah (c.c.)'ı zikrettiğimiz, dua v niyazda bulunduğumuz ve milletçe din kardeşliğini yaşattığımız yeryüzünde Allah (c.c.)'ın evleri kabul edilmiş müstesna yerlerdir.(1) Bu bakımdan camilerimizin kıymetini bilelim ve camilerimize gereken değeri verelim.
İslâm adına inşa edilen ilk cami ve mescid, Yüce Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)'in, 14 asır önce yaptırdığı Mescid-i Kuba ve Mescid-i Nebi'dir. Daha sonraki devirlerde bu iki cami örnek alınarak Müslümanların topluca bulunduğu her yere, mü'minler tarafından cami ve mescidler yapılmıştır. Günümüzde de İslâmî inanca dayalı olarak her yıl yeni yeni camiler ve mescidler inşa edilmektedir.
Çünkü cami ve mescid yapımı, Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) ve O'nun izinde yürüyenlerin bizlere bıraktıkları en büyük kültür mirasıdır. Peygamberimiz (s.a.v.)'in bizlere bıraktığı bu kültür mirasını korumak ve yaşatmak için elimizden gelen gayreti göstermek mecburiyetindeyiz.
Çünkü bu vazifeyi, Peygamberimiz (s.a.v.)'in ashabı ve O'nu izleyenler en mükemmel şekilde yerine getirmişlerdir. Günümüzde bu vazifeyi yerine getirme sorumluluğu bizlere düşmektedir.
Cami ve mescidlerimizi muhafaza etme ve yenilerini yapma hizmeti kıyamete kadar elden ele, gönülden gönüle mü'minler tarafından böylece devam ettirilecektir.
Muhterem Müslümanlar!
Bu mes'ûliyetli ve şerefli görev, bugün bizlerin omuzundadır! Bu görevi layıkı ile yerine getirmeye çalışalım. Bu vazifenin kudsiyetini evlatlarımıza öğretelim. Ve gönül huzuru içinde bu kutsal görevi onlara devredelim. Günde beş vakit ile Cuma ve Bayram namazlarımızı cemaatle kıldığımız camilerimizin; aynı zamanda maddî yapıları itibariyle dinimizin birer sembolü olduğunu unutmayalım.
Kur'an-ı Kerim'de, cami ve mescidlerin inşasına ve imarına çalışmak, imanın alameti olarak bildirilmiştir. Cenab-ı Allah (c.c.) Tevbe Sûresi'nin 18. Ayetinde: "Allah'ın mescidlerini sadece, Allah'a ve ahiret gününe inanan, namazını kılan, ve zekatını veren ve ancak Allah'tan korkan kimseler imar eder." buyuruyor.(2) Aksine hareket edip, insanları camiden men eden, camilerin harap olmasına neden olanlar ise Bakara Sûresi'nin 114. ayet-i kerimesinde "En zalim kişiler olarak tavsif edilmektedirler."(3). Bu sebeple, cami ve mescidlere sahip çıkmak, mü'min olmanın, cami ve mescidlerin harap olmasına çalışmak ise dinden uzaklaşmanın ve zalimleşmenin belirtisidir.
Aziz Mü'minler!
Cami ve mescidlere karşı birinci vazifemiz, onların inşa ve imarına çalışmak, ikinci vazifemiz de camilerde ibadet etmek ve cemaate katılmaktır. Bu iki husus camilerin ayakta durmasının temel şartıdır. Camilerde ibadete devam etmekle bir yandan camilerimizin yaşamasını temin etmiş, diğer yandan da Allah (c.c.)'a karşı olan kulluk görevimizi güzel bir şekilde yerine getirmiş oluruz. Bilindiği gibi "Camide cemaatle kılınan namaz, yalnız kılınan namazdan 27 derece daha faziletlidir."(4)
Muhterem Müslümanlar!
Camilere karşı üçüncü vazifemiz; camilerin temiz ve bakımlı olması için çalışmak ve ona kendi evimiz gibi bakmaktır. Camilerimizin daha temiz ve bakımlı olması; cemaat tarafından da cami görevlilerine yakın destek verilmelidir.
Camilerimize yapılan ve yapılacak olan bu hizmetler, bizlere bir yandan daha bakımlı v daha temiz cami kazandıracak, diğer taraftan da Allah (c.c.)'ın evlerine hizmet etmek gibi üstün bir sevap kazanma imkanı bahşedecektir.
Hutbemizi, bir ayet-i kerime meali ile bitirelim:
"Şüphesiz mescitler Allah'ındır. Orada Allah'tan başkasına dua etmeyiz."(5)
1)Cin: 18. 2)Tövbe: 18. 3)Bakara: 114. 4)Sahih-i Müslim, 1/450, H. No: 650. 5)Cin: 18.
Diyanet Aylık Dergi Sazak - 8 Kasım 1996 |