ANA SAYFA HUTBE MENÜ HİTABET HUTBE HUTBE DUALARI VEDA HUTBESİ 2006 2007 2008 2009 2010 2011
   

HUTBE - Fetih Ve Gençlik                                                                                               (Muhammed: 47)

Aziz Mü'minler!

İstanbul'un Fethinin, tarih içinde meydana gelen hadiselerin en büyüklerinden birisi olduğuna, hiç kimsenin itirazı yoktur.

Bu hadisenin büyüklüğüne etkili olan unsurların başında, azim, cesaret, feragat, fedakarlık ve sarsılmaz inançla Yüce Fatih'in gençliği gelmektedir. O Fatih ki, Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.)'in vahyin ışığıyla Akşemseddin gibi yüce velilerin, Molla Gurâni ve Molla Hüsrev gibi büyük ilim adamlarının manevi terbiyesinde kendini bulan ve örnek şahsiyet olma şerefine erişen Fatih Sultan Mehmet için bakınız Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) ne buyuruyor:

"Kostantiniyye (İstanbul) elbette fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel ve ne değerli komutan, o komutanla birlikte olan asker ne güzel askerdir."

Genç Sultan Mehmed'in gönlünü alevlendiren, bu alevin etrafında pervaneleşmeyi bir inanç ve insanlık borcu olarak benimseyen çevresindekilerin, bu büyük başarılarının sırrını anlamakta güçlük çekmiyoruz. Alemlere örnek olarak gönderilen Peygamberimiz (s.a.v.) emir ve tavsiyelerine gönülden bağlanmanın çok büyük başarılarının sırrı olduğunu en güzel biçimde bu mutlu fetih olayında görmekteyiz.

Fatih'in dayanağı ve hedefini belirlemek için başka sözlere ihtiyaç yoktur. Onun kendi ifadesi, gayesini belirtmeye yeter. Diyor ki Fatih:

"İmtisal-i Cihadu fillah olupdur niyyetim
 Din-i İslâm'ın mücerret gayretidir, gayretim,
 Enbiya vü evliya ya, istinadım var benim,
 Lütf-i Hak'tandır heman, ümid-i feth-u nusretim..."

Aziz Cemaat!

Bir gönülde, azim, cesaret, feragat, fedakarlık ve sağlam bir imanın yerleşmesi, ancak İslâm dinine ve onun sarsılmaz esaslarına uymakla mümkün olur. Bütün bu değerlerin büyük fetihteki etkisini her Türk insanı, özellikle her Türk genci görmelidir. Bu unsurların etkili olmadığı hiçbir başarılı olay yoktur. Tarihini iyi bilmeyen nesiller, ileriye güvenle bakamazlar.

Tarihimizdeki büyüklüğü, azametin ve zaferlerin sırrını, dinî ölçüler içinde tanzim edilmiş bir hayatın dışında arayanlar, daima yanılmışlardır. Çünkü İslâm Dini kadar, ilme, öğrenmeye, çalışmaya, yararlı, olmaya ve asrın gereklerini yerine getirmeye değer veren ne bir din, ne de bir başka kurum vardır.

Fatih'i, Fatih yapan unsurları iyice tesbit etmeliyiz. Övündüğümüz tarihimizin değerli oluşuna temel teşkil eden esasları iyice kavramalıyız. Neslimizi kendinden emin, aşağılık duygusuna kapılmamış, kendi tarihi ile övünen, tarihini bilen, olayların değerlendirmesini tarafsız olarak yapabilecek seviyede hazırlamalıyız. Bu şahsiyet teşekkülünde de Dinin, Kur'an'ın, Peygamber'in, caminin, cemaatin, birliğin, beraberliğin etkisini hiç bir zaman unutmamalıyız. Unutmamalıyız ki, İstanbul'un fethinde askeri dehanın ve teknik çalışmanın önemi kadar, dinin de önemi ve değeri vardır. Peygamberimiz (s.a.v.)'in müjdesine nail olmak için, Hz. Eyyup El-Ensari'ye komşulukta yarışmak için çarpışanların asıl gayesi din değil mi? Netice olarak diyebiliriz ki, İstanbul'un fethi bize, Allah (c.c.)'a ve Peygamberi (s.a.v.)'e içten bağlılık, sarsılmaz bir iman, azimli ve sebatlı, ciddî bir çalışma, her türlü başarının sırrı olduğunu göstermiştir.

Öyleyse Değerli Mü'minler!

Allah'ın hoşnut olacağı bir kul, Sevgili Peygamber (s.a.v.)'in beğeneceği bir ümmet olma bilincine vardığımız zaman, bir çok başarılara aday duruma geliriz.

Bu büyük fethin yıldönümü sebebiyle, Yüce Fatih'e ve O'nun idealini şerefle taşıyan kahraman ecdadımıza ve bütün şehitlerimize, ahirete intikal etmiş gazilere, Mevla'dan rahmet niyaz ediyor, yaşamakta olan gazilerimize de şükranla, uzun ömürler diliyor ve hutbemi bir ayet meali ile bitiriyorum:

"Ey iman edenler! Siz Allah'a (yani dinine) yardım ederseniz, O da (düşmanlarınıza karşı) size yardım eder. (Ve hakkı koruma yolunda) ayaklarınızı sabit (ve sağlam) kılar."


Diyanet Aylık Dergi - Mayıs 1996                                                                                 Sazak - 24 Mayıs 1996
© Ayhan Çetinkaya - Sazak