|
HUTBE - Günahlardan Arınmak (Tahrim: 8)
Muhterem Müslümanlar!
İnsanı ahlâkî değerlerden uzaklaştıran şey, kendi nefsidir. Zira nefis kötülüğe meyyaldir.
Akl-ı selimin, fıtratın ve dinin emrine boyun eğdirilmeyen bir nefis, insanı genellikle mağlup eder.
İnsan, nefsin bitmek, tükenmek bilmeyen heva ve heveslerinin esiri olunca, gayr-i meşrû şeyleri de mübah görür. Dünyaya olan bağlılığı artar. Irz ve namus mefhumlarını unutur. Sayılı nefeslerini boşa tüketir. Şahsî menfaatleri için yalan söyler. Kendi eksiğini görmeden, başkalarının kusurunu araştırır. Nefsin bu yoldaki isteklerine uymamak güzel ahlaka ulaşmanın yollarından biridir. İnsanı daima kötülüğe ve günaha iten nefsin eğitilmesi, yasakları arzuladığında frenlenmesi, buna rağmen, vukû bulan günahlardan arınmak için tevbe edilmesi ve bu kusurlu davranışlardan dönüş yapılması gereklidir.
Geçici olan bir imtihan dünyasında yaşadığımıza göre, her müslüman, ebedî olan ahiret hayatını hiçbir zaman ihmal etmemeli, şöhretine, makamına, gençliğine, mal ve mülk varlığına aldanmamalı, Allah (c.c.)'a karşı olan kulluk vazifelerini yerine getirerek günahlardan arınmak ve Allah (c.c.)'ın sevgisini kazanmak için, elinden geleni yapmalıdır.
Aziz Mü'minler!
Günahlardan kurtulmamız ve Yüce Rabbimiz'e karşı tertemiz bir kul olabilmemiz için tevbe etmemiz şarttır. Bu konuya işaretle Cenab-ı Hak: "Ey inananlar! Yürekten tevbe ederek Allah'a dönün ki, kötülüklerinizi örtsün, sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere koysun." buyuruyor.(Tahrim:8)
İşlenen günah yalnız Allah (c.c.)'a karşı olup, kul hakkına taalluk etmiyorsa bu gibi günahtan tevbe edebilmek ve kurtulabilmek için o günahı terk etmek, onu işlediğine pişman olmak ve onu bir daha işlememeğe azmetmek lazımdır. Eğer işlenen günah, insan hakkına taalluk ediyorsa, geçen şartlara ilave olarak bir de hak sahibinin hakkından arınmak ve helallik almak gerekir. Bu şartlardan birisi eksik olursa tevbe sahih olmaz.
Aziz Cemaat!
Yüce Allah (c.c.), dünya ve ahirette kurtuluşun ancak tevbe etmemizle mümkün olacağını emrederek, bütün mü'minleri tevbe etmeye davet ediyor. Şöyle k: "Ey inananlar! Saadete ermeniz için, hepiniz tevbe ederek Allah'ın hükmüne dönün." buyurmaktadır.
Cenab-ı Hakk'a halis bir tevbe etmeli, bir daha o kötülüklere hiçbir surette dönmeyeceğimize dair söz vermeliyiz. Tevbelerimizde sabit olmalıyız. Bu mevzuda öyle bir azm edelim ki, Rabbimiz de bizim o ana kadar olan çirkin amellerimizi ve günahlarımızı örtsün, bizleri affına ve mağfiretine mazhar kılsın. Bütün mesele iyi amellerle Allah (c.c.)'ın rızasını kazanabilmektir.
Gerçek mü'minler, tevbe eder, içlerini temizler, dışlarını güzel amellerle süsleyerek her yönden bize örnek olan Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.)'e uyarak, hem dünyalarını hem de ahiretlerini kazanırlar. Bu itibarla; bizler de rehberimiz olan Fahr-i Âlem Efendimiz (s.a.v.)'in ahlâkı ile ahlâklanmayı ve her halimizde, her fiil ve sözümüzde ona uymalıyız.
Aziz Mü'minler!
Nefsî muhasebemizi mutlaka yapmalı, hepimizin yegane sığınacağı yerin Allah (c.c.)'ın tevbe kapısı olduğunu bilmeliyiz. Bu konuda Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.): Ey insanlar! Allah'a tevbe ediniz. Ben günde yüz kere tevbe ediyorum." buyurmuşlardır.
Kıyamet gününde himayesine sığınacağımız ve yardım bekleyeceğimiz Allah (c.c.)'ın elçisi Hz. Muhammed (s.a.v.), günde yüz defa tevbe ve istiğfarda bulunurken, her zaman günah işleyen bizler, acaba günde kaç defa tevbe ediyoruz?
Netice olarak, bugüne kadar yaptığımız kötülüklere pişman olalım, Allah-ü Teâlâ Hazretlerine tevbe ve istiğfarda bulunalım. O'na hakkıyla kul olalım, bütün ibadetlerimizi yerine getirelim, üzerimizdeki kul haklarını sahipleriyle helalleşelim. İhlâs ve samimiyetle tevbe edenleri, Hakk'a dönenleri Allah-ü Teâlâ sever, onlardan razı olarak bütün sıkıntılarını giderir. Unutmayalım ki, gerçek mü'min Allah (c.c.) yolunda her şeyini fedaya hazır olandır.
Diyanet Aylık Dergi - Mayıs 1996 Sazak - 31 Mayıs 1996 |