|
HUTBE - Hoşgörü Fazilettir (Al-i İmran: 133)
Aziz Müslümanlar!
Yüce Dinimiz İslâm, insanî münasebetlerde daima iyiliği ve hoşgörülü olmayı tavsiye eder. Çünkü iyi niyet ve hoşgörü, insan ruhunu okşar, hırçınlığı ortadan kaldırır. Aynı zamanda kötülük ve nefret duygularının ortadan kalkmasına, sevgi ve merhamet bağlarının kuvvetlenmesine vesile olur.
Birbirimizle olan münasebetlerimizde hoşgörüyü, düşünce ve davranışımızın temel unsuru olarak ele alırsak, hem daha medenî davranmış, hem de Cenab-ı Hakk'ın emrine uygun hareket etmiş oluruz. Zira Yüce Allah (c.c.) öfkesini yenmesini bilenlere, insana şefkatle davranıp, iyilikte bulunanlara mağfiretini vadetmektedir.
Bu hususta Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurulmaktadır: "Rabbinizin mağfiretine ve Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için hazırlanmış, eni gökler ve yer kadar olan Cennete koşun. Onlar bollukta ve darlıkta (Allah (c.c.) için) sarfederler, öfkelerini yenerler, insanların kusurlarını affederler, Allah iyilik yapanları sever."(1)
Değerli Müslümanlar!
Dinimize göre sevgi, şefkat, merhamet, hoşgörü ve fazilet gibi, duyguları kalbinde taşıyan bir Mü'min, kâmil bir Müslümandır. Kâmil bir Müslüman, imanı ve irfanı tam olandır. Böyle insanlar, bencil ve zalim olamazlar. Kalplerinde kin , intikam ve fesatlık gibi insanı manen alçaltan duygulara yer vermezler. Kendi nefisleri için arzu ettiklerini diğer mü'minler için de arzu ederler. Herkese karşı tevazu kanatlarını gererler. Sözlerinde ve davranışlarında ölçülü ve hoşgörülü olurlar. Bu vasıftaki Müslümanlar Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.)'in; En hayırlılarınız ahlâkça en güzel olanınızdır."(2) sözünü kendine rehber edinenlerdir.
Sevgili Kardeşlerim!
Yaradılış icabı bir toplum içinde yaşamak mecburiyetindeyiz. Bulunduğumuz yerde bizden ayrı düşünenler, ayrı inanç taşıyanlar olabilir. Bu şekildeki insanlar toplum nizamlarına aykırı davranmadıkça, onları kınamaya, horlamaya, baskı altına almaya hakkımız yoktur. Dinimizde talim ve irşad bir görevdir. Ancak zorla ve tehditle kabul ettirmek uygun düşmez.
Benim inandığım gibi inanmıyorsun, benim düşüncelerimi paylaşmıyorsun, benim görüşüme katılmıyorsun diye herhangi bir Müslüman kardeşimizi rencide etmek İslâmî davranışa yakışmaz. Bezdirme ve ürkütme İslâm'a hizmet değildir.
Zira Kur'an-ı Kerim'de: "Mü'minlere karşı şefkatli ol"(3) ilâhî emri mevcuttur.
İslâm'ı tebliğ eden Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.)'in hayatı şefkat ve hoşgörü örnekleriyle doludur. Allah Rasulü (s.a.v.)'in en azılı düşmanları bile O'nunla görüşüp tanıştıktan sonra, hayranlıklarını gizleyememişlerdir.
Allah (c.c.)'ın elçisine karşı olan bu hayranlığın oluşmasında, hiç şüphe yoktur ki, O mübarek insanın (s.a.v.) ahlâkı önemli rol oynar.
O'nun (s.a.v.) yüce ahlâkında erişilmeyen sabır, engin hoşgörü, sınırsız insan sevgisi vardır. Öyleyse bizler de O'nun (s.a.v.) yaşayışını örnek alarak davranışlarımızı düzeltirsek, Allah (c.c.)'ın elçisinin şefaatine nail oluruz.
Muhterem Müslümanlar!
Birbirimizle olan ilişkilerimizde, hoşgörülü davranmak bize bir şey kaybettirmez. Fakat çok şey kazandırır. Çünkü iyilik ve hoşgörü, Mü'min için acizlik değil, fazilettir. Fazilet her zaman ve her yerde en güzel meziyettir.
Fazileti kendisine rehber edinenler, Sırat-ı Müstakim'den ayrılmamış olurlar. Sırat-ı Müstakim ki, Allah (c.c.)'ın rızasına giden gerçek hak yoldur.
Bu yol İslâm'ın yoludur. Bu yolun sonunda Cenab-ı Hakk'ın va'dettiği ebedî saadet vardır. Bu yurt Cennet'tir.
1)Âl-i İmran: 133-134. 2)Riyazü's-Salihin 2/51 Hadis No: 627. 3)Hicr: 88. Sazak - 16 Şubat 1996 |