|
HUTBE - İlim ve İlim Adamına Verilen Değer (Alak: 1-5)
Muhterem Müslümanlar!
Hiçbir din ve sistem İslâm dini kadar ilme ve ilim adamına gereken değeri vermemiştir. İslâm dininin ilk emri (Oku!) olmuştur. Kur'an-ı Kerim'de ilim ve ilim ehli ile ilgili bir çok ayet-i kerime bu hususu en veciz bir şekilde ifade etmiştir. Nitekim Cenab-ı Hak bazı ayet-i kerimelerde şöyle buyuruyor:
"(Ya Muhammed) de ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?"
"Allah içinizden iman edenlerle, ilme nail olanların derecelerini yükseltir."
"Sakın cahillerden olma."
"Allah'ın kulları arasında O'ndan korkan ancak alimlerdir."
Peygamberimiz (s.a.v.)'in de ilmi teşvik eden pek çok sözü vardır. Bunlardan bazılarının mealleri şöyledir:
"Ya öğreten, ya öğrenen, ya dinleyen, ya da ilmi seven ol. Fakat asla beşincisi yani ilme ve ilim adamına düşman olma. Yoksa helak olursun."
"İlim, bir kimsenin geçmiş günahlarının affı için keffaret olur."
"Her kim ilim tahsili için bir yola koyulursa, bu yüzden Allah-u Teâlâ ona Cennete girecek yolu kolaylaştırır."
"Her müslümana ilim öğrenmek farzdır."
Muhterem Müslümanlar!
Bu ayet-i kerime ve hadis-i şeriflerden anladığımıza göre ilmin ve ilim adamının dinimizde apayrı bir yeri vardır. Bundan ilham alan sahabe-i kiram, tabiin-i ızam ve İslâm büyükleri ilmî sahada o kadar ilerlemiş ve yücelmişlerdir ki, İslâmî ilimlerde olduğu gibi, müsbet ilimlerde de insanlığa öncülük yapmışlardır.
Peygamberimiz (s.a.v.)'in izinde, sahabe-i kiramın yolunda, İslâm büyüklerinin ardında olan şanlı ecdadımız da, bu konuda büyük merhaleler katetmiş, sadece dînî ilimlerde değil, fen ve sosyal bilimler dalında da kendi dönemlerinde çalışmalara büyük katkılarda bulunmuşlar ve bizlere büyük bir kültür mirası bırakmışlardır.
Muhterem Mü'minler!
İslâm Dini, ilme ve ilim adamına o kadar değer vermiştir ki, Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.):
"Alimler, Peygamberlerin varisleridir." buyurarak alimin yerini tayin etmiştir.
Hz. Ali (k.v.): "Bana bir harf öğretenin kölesi olurum." derken ilim erbabının önemini açıkça ortaya koymuştur. Bedir harbinde alınan esirlerin on Müslüman çocuğuna okuma-yazma öğretme karşılığı serbest bırakılmaları, İslâm'da ilme verilen değeri göstermektedir.
Padişah olmasına rağmen Fatih Sultan Mehmet'in hocası Akşemseddin Hazretlerine gösterdiği ikram ve hürmet, ecdadımızın ilim adamına verdiği değerin açık bir örneğidir.
Atının ayağından padişahın kaftanına sıçrayan çamuru temizlemeye çalışan Şeyhülislâm İbn-i Kemal'e: Dokunmayın, bir alimin atının ayağından sıçrayan çamuru kaftanımda taşımak benim için şereflerin en büyüğüdür." diyen Yavuz Sultan Selim Han'ın, bu asil davranışı ilim adamına ve ilme verilen değerin bariz bir örneği değil midir?
Değerli Kardeşlerim!
İlme ve Allah (c.c.)'ın emirlerine önem veren ecdadımız, İslâm'ın sesini üç kıtaya duyurmuştur. Gittikleri her yere ilmi, irfanı, medeniyeti götürmüşlerdir. Onların torunları olan bizler de İslâm'ın emirlerine ve Rasulüllah'ın (s.a.v.) tavsiyelerine harfiyyen uyalım. Ashab-ı Kiram'ın gayretlerini, fedakârlıklarını görelim. Atlarımızın İslâmî mücadelelerini bilelim. Maddî ve manevî kalkınmada istediğimiz mesafeyi alalım ki, her sahada muvaffak olalım.
"İki günü birbirine müsavî olan aldanmıştır." Hadis-i şerifine uyarak ilim ve teknikte ilerlemeye çalışalım.
İyi bilelim ki, bir millet ilimle yükselir ve payidâr olur. Cehle düşerse yıkılır, yok olur.
Diyanet Aylık Dergi - Kasım 1996 Sazak - 22 Kasım 1996 |