|
HUTBE - Kibir (Mü'min: 35)
Muhterem Müslümanlar!
Allah (c.c.)'ın sevmediği sosyal hastalıklarımızdan biri de kibirdir, büyüklenmedir.
Yüce Allah (c.c.) kutsal kitabımız Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurmaktadır.
"Allah büyüklük taslayan her zorbanın kalbini mühürler."(Mü'min:35)
"O, büyüklük taslayanları sevmez."
"Bana kulluk etmeyi büyüklüklerine yedirmeyenler, alçalmış olarak cehennem gireceklerdir."
Allah'ın Rasûlü (s.a.v.), Son Peygamber, bütün insanlığın önderi Hz. Muhammed (s.a.v.) de kibirle, büyüklenme ile ilgili olarak çok veciz ve özlü hadislerini bizlere birer ikaz ışığı şeklinde miras bırakmışlardır.
O (s.a.v.) şöyle buyuruyor;
"Kalbinde hardal danesi kadar kibir bulunan cennete giremez. Kalbinde hardal danesi kadar imanı olan cehenneme girmez."
O (s.a.v.), bir başka mübarek sözlerinde şu açıklamayı yapmıştır.
"Üç şeyden uzak olduğu halde ölen cennete girer. Bunlar kibir, borç ve azgınlıktır."
Kibir konusunda Hz. Ebu Bekir (r.a.)'in altın değerinde bir sözünü nakletmek istiyorum:
Müslümanlardan hiç kimse hiç kimseyi tahkir etmesin, hakaret etmesin. Zira hakir görülen insanlar, Allah katında büyük olurlar."
Sahabeden Vehb (r.a.) şöyle diyor: "Allah Adn Cenneti'ni yarattığı vakit ona baktı ve "Sen mütekebbirlere, büyüklenenlere haramsın, onlar sana giremezler." buyurdu."
Sosyal hayatımızda örneklerine her gün rastladığımız, bazen bizim de bilmeyerek iştirak ettiğimiz kibir denilen kötü huyluluk özellikle giyinişte, yürüyüşte, iş yerimizde yakın mesai arkadaşlarımızla olan münasebetlerimizde mevki ve makam sahiplerinin davranışlarında kendini gösteriyor.
Allah (c.c.), bütün dertlerimizin devasının bulunduğu kitabı Kuran' şöyle buyurmaktadır.
"İnsanları küçümseyip yüz çevirme, yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Çünkü Allah, kendini beğenip övünen kimseyi asla sevmez."
Kibir, tedavi edilmesi gereken, ferdî ve içtimâî yapıyı yıkıcı, yıpratıcı, gelişmeyi önleyici bir ahlâkî hastalıktır.
Kibrin en kötüsü Allah (c.c.)'a karşı yapılandır. İnanmayı ve ibadet etmeyi reddedenler kibir hastalığına düçar olmuşlardır.
Bir kısım insanlar Peygamber (s.a.v.)'e kibir gösterirler. Bunlar kendileri gibi bir insana uymayı reddederler. Sünnetleri hafife alırlar. Halbuki sünnet olmaksızın ne din anlaşılır ne Kur'an.
Allah (c.c.)'a ve Rasûlü (s.a.v.)'ne karşı kibirlenmenin ilacı
Allah (c.c.)'a ve Rasûlü (s.a.v.)'e iman ve onların buyruklarını benimseyip kabullenmek ve uygulamaya koymaktır.
Bir de çevremizdeki insanlara karşı büyüklenme vardır. Bunun sebebi insanın kendinde gördüğü üstün hasletleri diğerlerinde görmemesidir. İnsanları kibre sürükleyen varlıkların başında ilim, asalet, güzellik, kuvvet, zenginlik, mevki ve makam gelmektedir. Müslüman bunların cazibesine kapılarak kendini kaybetmemelidir.
Her hastalığın bir çaresi, her derdin devası vardır. Kibrin çaresi de,kâmil bir iman, samimi, içten ibadet, bütün insanlara karşı engin müsamaha, tevazu ve özellikle tek büyüğün her zaman ve her yerde Allah (c.c.) olduğu inancıdır.
Diyanet Aylık Dergi - Eylül 1996 Sazak - 27 Eylül 1996 |