ANA SAYFA HUTBE MENÜ HİTABET HUTBE HUTBE DUALARI VEDA HUTBESİ 2006 2007 2008 2009 2010 2011
   

HUTBE - Mal Ve Can Güvenliği                                                                                               (Maide: 32)

Muhterem Müslümanlar!

İslâm; insanların maddî ve manevî haklarını koruyan bir dindir. Çünkü onun getirdiği İlâhî emirlerin temelinde adalet, rahmet saadet, bereket ve hikmet vardır. Bu yüzden İslâmiyet, beş ana esasın korunmasını emretmiştir. Bunlar; din, akıl, nesil, nefis ve maldır. Bütün semâvî dinlerde geçerli olan bu prensipler, dinimizce de uyulması zorunlu olan hükümlerdir. Fert ve toplumun huzuru, güvenliği, sağlığı ve geleceği bu beş temel hükmün muhafazasıyla mümkündür. Biz bunlardan can ve mal güvenliğinin önemi üzerinde duracağız.

Yaşama hakkı, insan olma şerefine eren herkes için mukaddes bir haktır. Her türlü tecavüzden korunmuş ilâhî bir emanettir. Her ne suretle olursa olsun hiç kimse ne kendisine, ne de başkasına verilen bu emaneti yok etmeye yetkili değildir. Onu veren Allah (c.c.)'dur ve ancak yine O alabilir. Nitekim Kur'an-ı Kerim de, insan hayatına kasdetmeyi en büyük günahlardan saymıştır.

"... Kim bir kimseyi, bir kimseye veya yeryüzünde bozgunculuğa karşılık olmadan öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de onu diriltirse (ölümden kurtarırsa), bütün insanları diriltmiş gibi olur."(1) Bu durumda; bir insanı öldüren adeta bütün insanları öldürmüş, bir insanı ölümden kurtaran da adeta bütün insanlığa hayat bahşetmiş gibidir. İslâm dini, can güvenliğinin sağlanması ve fertlerin huzur içinde yaşamalarının temini için, kan davalarını yasaklamıştır. Cana kıymanın diğer bir yolu olan intiharı da büyük günahlardan saymıştır.

Günümüzde hayatı ve can güvenliğini tehdit eden tehlikelerden biri de çeşitli hastalıklardır. İslâm hayat ve sıhhatin muhafazası üzerinde ısrarla durmaktadır. Bu yüzden çağımızın vebası niteliğindeki hastalıklara davetiye çıkaran zina, fuhuş, içki, kumar ve uyuşturucu maddeler gibi kötülüklere, bu zemine itici sebepleri yasaklamıştır.

Aziz Mü'minler!

Yüce dinimizin insanlara verdiği temel haklardan biri de mal ve mülk edinme hakkıdır. Bu hakkı kaybetmemek için çalışmak ve helâl kazanç sağlamak zorundayız. Çünkü İslâm, madde ile manâ, ruh ile beden ve dünya ile ahiret arasında bir denge kurmuştur. Bu durum ise, Kur'an'da şöyle açıklanmaktadır: Allah'ın sana verdiği şeylerde, ahiret yurdunu da gözet, dünyadaki payını da unutma."(2)

Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) de helâl mal ve kazanç sağlamanın önemini şu hadislerle ifade etmektedir:

"Amellerin en üstünü, helâl kazanç sağlamak için çalışmaktır."(3)

"İyi bir mal, iyi bir insan için, ne kadar güzeldir."(4)

"Helâl kazanç için çalışmak, her müslümanın üzerine vaciptir."(5)

"Dünyanızı iyileştiriniz, ahiretiniz için çalışınız."(6)

Muhterem Kardeşlerim!

Allah (c.c.)'ın gönderdiği ilahî kitabı okuyan ve Peygamberimiz (s.a.v.)'ın sünnetini rehber edinen bir millet, üstün ve mükemmel bir millettir. Bu milletin fertleri birbirlerinin malına, canına ve ırzına saygılı olmak zorundadırlar. Çünkü Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) vedâ hutbesinin son cümlelerini bu hükümlerle tamamlayarak bütün insanlığa şu mesajı vermişlerdir:

"Ey insanlar! Bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz (Mekke) nasıl mukaddes bir şehir ise; canlarınız, mallarınız, ırzlarınız da öyle mukaddestir; her türlü taarruzdan korunmuştur. Yarın Rabbınıza kavuşacaksınız. Bu günkü her hal ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız."(7)


1)Mâide: 32. 2)Kasas: 77. 3)El-Camiu's-Sağır Şerhi Feyz'l-Kadir, c. 2, s. 26, H. No: 1238. 4)Keşfül-Hafâ, H. No: 2823. 5)El Camiu's-Sağır, c. 4, s. 270, H. No: 5272. 6)El-Fethü'l Kebir, c. 1, s. 190. 7)Sahih-i Buharî Muhtasarı Tecrid-i Sarih Terc. c. 10, s. 397   /   Diyanet Aylık Dergi - Temmuz 1996                         Sazak - 9 Ağustos 1996
© Ayhan Çetinkaya - Sazak