ANA SAYFA HUTBE MENÜ HİTABET HUTBE HUTBE DUALARI VEDA HUTBESİ 2006 2007 2008 2009 2010 2011
   

HUTBE - Mallarınızı Haksızlıkla Yemeyiniz                                                                                 (Nisa: 29)

Aziz Mü'minler!

İslâm'ın biricik amacı gerek fert ve gerekse cemiyet olarak insanlar arasında huzuru sağlamaktır. İslâm'ın hangi hükmüne bakılırsa bakılsın gerçek hedef ve gayenin insanlar arasında huzur ve güveni tesis etmek olduğu görülecektir. Dünyada huzur ve güvenin temel prensibi doğruluk ve karşılıklı güven anlayışından kaynaklanmaktadır.

Yüce Allah (c.c.) yukarıda metnini okuduğum ayet-i kerimede mealen:

"Ey iman edenler, mallarınızı aranızda haksızlıkla yemeyin. Ancak kendi aranızda yaptığınız ticaretle yemeniz helaldir. Birbirinizin canına kıymayın. Şüphesiz Allah (c.c.), size karşı çok merhametlidir." buyuruyor.

Âyet-i kerimeden de anlaşılacağı gibi insanlar hangi sebep ve nedenlerle olursa olsun bir başkasının malını haksız yere yiyemez. Başkasının hak ve hukukuna saygı gösterir. Çünkü İslâm, insanların maddî ve manevî bütün haklarını garanti altına almıştır. Âyet-i kerimede, mallarınızı kendi aranızda -yani ister genel olarak ister karı-koca ve akraba arasında- haksız, meşrû olmayan bir şekilde boşu boşuna yemeyiniz, diye emredilmektedir.

İslâm, öylesine ince ve hassas ölçüde göstermiştir ki evdeki hanım kocasının malından kocasının izni olmadan tasadduk edemez. Evlâtlar, bu benim babamın malı istediğim gibi yer içerim kimse karışamaz, diyemez. Anne babası da olsa karşılıklı rıza ve anlayışın olması lâzımdır.

Aziz Cemaat!

İnsan anne ve babasının malını, karı veya kocasının malını onların izni olmadan harcayamazken altmış milyonluk bir ülkenin insanlarının hakkına tecavüz eden, onların haklarını yiyenler acaba neye dayanarak bu haksızlığı yapabiliyorlar.

Yahudi orta yere batıl bir söz söyledi. Devletin malı deniz, yemeyen domuz, felsefesi çok kimse tarafından da cazip bulundu ve devletin malı çarçur edilmeye başlandı.

İçinde Allah (c.c.) korkusundan bir his bulunmayan, kazandığı her kuruşun hesabını vereceği o mahşer gününü bilmeyen, idrak edemeyen beyinsizler, haram ve onun toplumdaki kötü etkilerini nereden bilebilirler. Haram, helal ver Allah'ım, garip kulun yer Allah'ım, zihniyeti bizi bu günlere, bu haram ortamına getirdi. Saatim dolsun param gelsin anlayışı ile hizmet ettiği kurum ve kuruluşu yıpratan, kendisine emanet edilen devlet malını çarçur eden anlayışlara, zihniyetlere sesleniyorum.

O deniz olan devlet malı bir gün gelecek sizleri boğacaktır. Çünkü onun içinde altmış milyonun hakkı vardır. Ayağına giyecek lastiği kalmamış köylü bacımın, ellerinin içi nasır bağlamış köylü kardeşimin hakkını nasıl ödeyeceksiniz?

AllahRasûlü (s.a.v.) hadislerinde:

"Bir müslüman, gönül rızası olmadan başkasının sopasını dahi alması helal olmaz." buyuruyor.

Kıymetli Mü'minler!

İslâm, bir odun parçasının dahi izinsiz alınmasına müsaade etmezken bencil duygularının esiri olup başkalarının hakkına tecavüz edebilir mi? Harama bulaşmış, alışverişinde hile yapıp eksik tartan, çalan, sahtekarlık yapan, rüşvet yiyen, faiz yiyen, haksız trampa yapan, dolandırıcılık yapan kişilerin bu davranışları başkalarına da böyle davranma hakkı vermez.

Allah Rasûlü (s.a.v.) bir hadislerinde mealen:

"Her ümmetin bir dalâl mevzuu vardır. Ümmetimin dalâl mevzuu da maldır." buyuruyor. Kanaat edilen az mal, kanaat edilmeyen çok maldan hayırlıdır. Bizim Peygamberimiz (s.a.v.) alemlere rahmet olarak gönderildi. Fakat O'nun (s.a.v.) mal tamahlısı ümmeti alemlere zahmet olmaktadır.

Bizler Hz. Ömer (r.a.) gibi düşünmek ve öyle davranmak zorundayız. Halifeliği sırasında kendi işini görürken kendi mumunu yakar, devletin işine başladığında da kendi mumunu söndürür, hazinenin mumunu yakardı.

Aradaki fark sadece isim benzerliği, hiçbir maddî değerin bir şey ifade etmediği o günün kazancını burada temin edelim. Yoksa mahşer müflisi durumuna düşeriz.


1)Nisa: 29. 2)Ettergîb Vetterhîb, 3/16-17. 3)250 Hadis, No: 29.
Osman ARSLAN - Hatıp Hoca Camii İmam-Hatibi
/ Çay / Afyon / HAKSES - 347 - Kasım 1993   Sazak - 29 Mart 1996
© Ayhan Çetinkaya - Sazak