ANA SAYFA HUTBE MENÜ HİTABET HUTBE HUTBE DUALARI VEDA HUTBESİ 2006 2007 2008 2009 2010 2011
   

HUTBE - Millî Birlik Ve Beraberlik                                                                                     (Al-i İmran: 103)

Muhterem Müslümanlar!

Milletimizin yükselmesi, yücelmesi, güçlenip kuvvetlenmesi ve dünya milletleri arasında istenilen yeri alabilmesi, birlik ve beraberlik içinde bulunmamıza bağlıdır. Birliğin olmadığı yerde, dağılma, parçalanıp bölünme, kin, nefret ve düşmanlık vardır.

Cenab-ı Hak (c.c.), Al-i İmran Suresi'nin 103. ayetinde mealen:

"Toptan Allah'ın ipine sarılın, ayrılmayın. Allah'ın size olan nimetini anın. Düşmandınız, kalplerinizin arasını uzlaştırdı da, O'nun nimeti sayesinde kardeş oldunuz. Bir ateş çukurunun kenarında idiniz, sizi oradan kurtardı. Allah, doğru yola erişesiniz diye size böylece ayetlerini açıklar."

Enfâl Suresi'nin 46. ayetinde de mealen: "Allah'a ve Peygamberine itaat edin, çekişmeyin, yoksa korkar başarısızlığa düşersiniz ve kuvvetiniz gider. Sabredin, doğrusu Allah, sabredenlerle beraberdir." buyurarak, birliğin önemini, düşmanlığın, çekişmenin ve dağılıp parçalanmanın tehlikelerini bizlere beyan etmiştir.

Zira, birlik ve beraberlik, kardeşlik ve dostluk, hayır işlerinde yardımlaşma ve birbirine destek olma, zaferlerin ve yükselmenin anahtarıdır.

Büyük milletimizin tarih boyunca elde ettiği şanlı zaferlerin, ortaya koyduğu kahramanlık destanlarının, kurduğu medeniyetlerin, dünyaya ışık olacak nitelikte geliştirdiği kültürlerin temelinde hiç şüphesiz, fertleri arasında gerçekleştirdiği birlik ve kardeşlik ruhu yatmaktadır. Savaşta ve barışta hep aynı ruh ayakta tutulmuş, birliğimizi bozan fitneden, fesattan ve çeşitli cereyanlardan, parçalanıp bölünmekten titizlikle sakınılmıştır.

Yüce Allah (c.c.)'ın "Mü'minler ancak kardeştirler." emrine gönülden bağlanmış olan atalarımız, bütün Müslümanları kardeş bilmiş ve aralarında hiçbir ayırım yapmamışlardır. İşte asırlar boyunca, milletimize hakim olan ruh, bu ruhtur. İstiklal savaşımızda, Sakarya'da, Çanakkale'de, Dumlupınar'da ve nihayet yavru vatan Kıbrıs'ta bize ışık tutan, gücümüze güç katan, yurdumuzdan düşmanı kovan, vatanı ve vatan sevgisini her şeyden üstün tutan ruh ta yine birlik ve kardeşlik ruhudur.

Hiç şüphesiz milletimizin birliğinden ve dirliğinden rahatsız olan iç ve dış düşmanlar her zaman var olduğu gibi, bu gün de vardır. Düşman daima düşmandır. Belli olan ve tanınan düşmandan korunmak, ona karşı uyanık olmak kolaydır. Çünkü onun yeri, metodu, gayesi ve cephesi bellidir. Ancak, çeşitli maskeler giyerek aramızda dolaşan, fırsat kollayıp sinsice hareket eden, kardeşliğimizi ve birliğimizi çekemeyip bozmak, parçalamak, kuvvetimizi zayıflatmak, çeşitli iftiralarla ve kasıtlı haberlerle bizi içimizden yıkmak, komşularımız ve komşumuz olmadığı halde müttefikimiz olan devletler nezdinde, milletimizin ve devletimizin itibarını sarsmak isteyen bozguncular ve fesatçılar vardır. İşte bunlara karşı uyanık olmak, söylenen her sözün, çıkarılan haberlerin doğru olup olmadığını araştırmak ve ona göre hareket etmek mecburiyetindeyiz.

Yüce Rabbimiz (c.c.): "Ey iman edenler! Eğer yoldan çıkmış biri size bir haber getirirse, onun iç yüzünü araştırın, yoksa bilmeden bir millete fenalık edersiniz de sonra ettiğinize pişman olursunuz.. "(1) buyurarak, kulağımıza gelen her habere, yapılan her dedi koduya veya söylenen her söze inanmamamız gerektiğini, bir şeyin aslını ve esasını bilmeden hareket etmenin yanlışlığını beyan etmiştir.

Toplumlarda huzur ve sükunu, dirlik ve düzeni bozan, güven ve itimadı sarsan, dostluk ve kardeşliği zedeleyen, tefrikanın zararlarını, birlik ve beraberliğin faydalarını İstiklal Marşı'mızın şairi M. Akif ERSOY da şöyle dile getiriyor:

"Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez,
 Toplu vurdukça sineler, onu top sindiremez.
 Sen-ben desin efrad, aradan vahdeti kaldır.
 Milletler için işte Kıyamet o zamandır."

Aziz Mü'minler!

Ülkemizde kutlanan belirli gün ve bayramlar, birlik ve beraberliğimizin simgeleridir. Çeşitli adlar altındaki bu bayramları milli benliğimize, dini inancımıza, örf ve adetlerimize uygun olarak kutlanması gerekir. Bu günler, anlamına uygun şekilde değerlendirilmeli, milli birlik ve beraberliğimizi sarsacak, dini ahengimizi bozacak davranışlara alet edilmesine imkan verilmemelidir.

Şu mübarek vatan toprakları üzerinde huzurlu yaşayabilmemizin temel şartlarından birisinin de karşılıklı hoşgörü ortamı içerisinde birbirimizi sevmekten geçtiğini unutmayalım.

Hutbemizi Peygamberimiz'in (s.a.v.) şu mübarek hadis-i şeriflerinin mealiyle bitirelim:

"İyilik zayi olmaz, günah unutulmaz. Allah ölümsüzdür. Ey insanoğlu, dilediğini yap, dünyada ne yapmış isen, ahirette onunla yargılanacaksın."(2)


1) Hucurat: 6.     2) Keşfü'l Hafa c. 1, s. 336.                                                              Sazak - 15 Şubat 1996
© Ayhan Çetinkaya - Sazak