ANA SAYFA HUTBE MENÜ HİTABET HUTBE HUTBE DUALARI VEDA HUTBESİ 2006 2007 2008 2009 2010 2011
   

HUTBE - Olgun Mü'minin Özellikleri                                                                                      (İbrahim: 24)

Aziz Mü'minler!

Kur'an-ı Kerim, Hadis-i Şerifler bütünü ile müslümanları olgun ve kamil hale getirmek için hikmetlerle tavsiyelerle doludur. Geçmiş zamanlarda, o tarihlerde yaşayan ümmetlerden ve onların akıbetlerinden bahsedilmesi, ibret almamız, ders almamız, diğer bir ifade ile olgunlaşmamız içindir. İlim adamları derler ki, "uzun ömürlü olmak için dünyada fazla kalmaktan ziyade tarihten ve hadiselerden örnek alabilmiş ise bunun ömrü, yüzlerce yıl yaşamış kabul edilmelidir."

İşte, dini hayatta böyledir: Hakiki canlılık "Kelime-i Şehadet" getirmek ve ona tam gönülden iman etmekle başlar. Daha sonra, Allah'ın Rasulü'nün haber verdikleri bütün gerçeklere iman etmekle gelişir, olgunlaşır. Bunlarda tereddüt ve şüpheye düşülemez. Görünürde hikmet ve inceliği anlaşılamayan olursa, sağlam ilmi kaynaklara, ilgili alanın hocalarına, mütehassıslarına, zaman geçirmeden başvurulur; gereken bilgi alınır, manevi tedavi yapılır. Tabii, böylece iman rükünleri kalbin derinliklerine sağlamca dikilmiş olur. Çünkü, inanılması icap edenler, adeta, ibrişim olan doksan dokuzluk tesbih tanelerine benzerler. Bunlardan bir tanesini koparmak, hepsini birden yok eder. Zira iman, gelişi güzel, keyfi bir olgu değildir. Tamamen Yüce Allah'ın emir ve talimatına dayanan nakli ve gaybi bir gerçektir.

Muhterem Müslümanlar!

Bahsedilen bu sağlam iman ağacını sürekli olarak, ibadetlerle takviye etmemiz, kök uçlarına kadar sulamamız, yangın, afet ve bütün zararlı şeylerden korumamız lazımdır. Hani, gelişi güzel bir vahaya, sahraya dikilen bakımsız bir ağacın akıbeti, çok tehlikeli ve karanlık olmaz mı? Aslında, bu iman ağacının, sonuna kadar, kurumadan devam edebileceğinin talimatını, her şeyin gerçek sahibi olan Yüce Allah, bize bildirmiştir: Günde beş defa sulanacak, bakımı yapılacak ve her gün, büyüyecek, her zaman, her an taze meyve versin diye. Bakınız, Yüce Rabbimiz nasıl buyuruyor: "Görmediniz mi ki Allah, nasıl bir temsil irad etmiştir, bir temiz kelimeyi ki; kökü sabit ve dalı semada olan hoş bir ağaç gibidir. Öyle bir ağaç ki; yemişlerini Rabbinin izniyle her zaman verir. Allah, insanlara misaller irad eder, ta ki, düşünüp ibret alsınlar."(İbrahim:24-25)

İşte Aziz cemaat!

Gönüle dikilen iman ağacı, ibadetlerle muntazaman desteklenirse arşa kadar boy atar, dal budak verir; yemyeşil yapraklarla, çiçeklerle süslenir. Ancak, ibadetler, orijinal ölçülerine tamamen uygun olmalıdır. Bid'at ve hurafat parazitlerinden mutlaka uzak tutulmalıdır. Kur şekilcilik, gösteriş, desinler, gurur ve kibir gibi hastalıklardan tertemiz olmalıdır. Yüzümüzü muayyen bir cihete çevirmek, görünürde eğilip kalkmak; adımız Ahmet-Mehmet demek, kamil iman için yeterli değildir. Yüce dinimizin emirlerini, ihlas ve samimiyetle yerine getirirken, adeta, şekerin çayda eridiği gibi, benliğimizde geçici olsa da sıyrılmamız lazımdır. İbadetler bu anlayış ve bu espri içerisinde yapılmazsa sonuca tesir edecek olan iman ağacının meyvalarını ulaşmak mümkün olmaz. İmanda, İslam'da aslolan onu gerçek hayata geçirmek, her haliyle o öze uygun olarak yaşamaktır. Kamil imanın olgun meyvaları güzel ahlak sahibi olmaktır.

Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.)'e hitaben Cenab-ı Hak şu beyanda bulunuyor: "Ey habibim, yalancılar, gerçeği yalanlayanlara, itimat ve iltifat etme. Onlar senin taviz vermeni, dalkavukluk etmeni isterler; ki, daha fazlasını sana yapsınlar diye. Doğruya ya da eğriye alabildiğine yemin eden, lisanını yemine alıştıran izzet-i nefsi bulunmayan, ötekini berikini çeşitli şekillerde ayıplayan; gammazlık, koğuculuk yapan, iyiliği olmadığı gibi insanları durmadan hayırdan uzaklaştıran; haddini aşan, zalim olan, günahtan çekinmeyen; kaba, saba; haşin davranan; kulağı kesik, hayasız, soysuz olan; malına, mülküne, evlat ve kuvvetine dayanan; yanında ayetlerimiz okunduğu zaman "Evvelkilerin masallarıdır..." gibi konuşan kimselere güvenme, önem verme. "(Kalem:8-15) diye buyuruyor. Kur'an-ı Kerim böyle, yüzlerce misallerle doludur.

Özet olarak söylemek gerekirse, hakiki mü'min, olgun müslüman meleklerden de üstün, bütün canlıların gıpta ettiği mükerrem bir varlıktır. Bu yüceliğe erişebilmesi için, itikaden kamil, ibadet olarak salih, ahlaken mazbut ve olgun olması lazımdır. Bu da, İslam Dini'ni sağlam kaynaklara dayalı olarak bilmek ve ihlasla yaşamakla mümkündür.

Dileriz, Ya Rab! İlmimizi, irfanımızı artır; bizlere eşyanın gerçek özünü göster; Hakk'ı gösterip Hakk'a bağlı kıl; batıldan uzaklaştır. Rıza-i İlahiye'ne uygun a'mal-ü harekat-ü sekanattan ayırma. Kur'an-ı Hakim'i hayatımızda, sekeratımızda, kabir ve mahşerde bize rehber eyle. Peygamberler, sıddıklar, şehitler ve salih kişilerle beraber kıl.


DİYANET                                                                                                                 Sazak - 1 Kasım 1996
© Ayhan Çetinkaya - Sazak