ANA SAYFA HUTBE MENÜ HİTABET HUTBE HUTBE DUALARI VEDA HUTBESİ 2006 2007 2008 2009 2010 2011
   

HUTBE - Sağlık-Sıhhat                                                                                                        (Bakara: 195)

Muhterem Müslümanlar!

Cenab-ı Hakk'ın insanlara bahşettiği nimetlerin başında şüphe yok ki, sağlık gelir. Sağlıklı olmayan insan, her işten uzaklaşır, en çok sevdiği şeyleri bile istemez hale gelir. Ve hatta Cenab-ı Hakk'a karşı ibadetlerini de tam yapamaz.

Hz. Peygamberimiz (s.a.v.) bir hadis-i şeriflerinde "Kuvvetli Mü'min, zayıf Mü'minden hayırlıdır." buyurarak, Mü'minlerin manen ve madden en kuvvetli bulunmalarını işaret etmişlerdir.

Kuvvetli olmak için sıhhatli bulunmak şarttır. Bunun için de sağlığımıza zararı dokunacak davranışlardan uzak durmamız gerekir. Nitekim: Okuduğumuz ayet-i celilede; "Kendinizi, ellerinizle tehlikeye atmayınız." buyurulmaktadır.

Sağlığımızı bozan sebepler arasında hiç şüphe yok ki, en önemlisi, gıdasız kalmak yahut kötü beslenmektir. Bize sağlık veren gıdalar 4 grupta toplanmaktadır.

  1. Proteinler: yani, et, yumurta, süt ve sütten yapılmış gıdalar.
  2. Karbonhidratlar: yani, un, şeker ve bunlardan yapılmış gıdalar.
  3. Yağlar: yani, hayvani ve nebati yağlardır.
  4. Vitamin ve mineraller: yani, her çeşit meyve, sebzeler.

Hasta olmamak için bu gıdaları yeterince almamız gerekir. Kirli, mikroplu yiyecekleri yemek; Muayenelerle pis olduğu anlaşılan suları içmek, ya da kullanmak; Dumanlı, kirli, pis havalı, rutubetli ve az ışıklı yerlerde yaşamak; el, ayak, vücut ve çevre temizliğine dikkat etmemek; Fazla sigara içmek, alkollü içki kullanmak ve bu gibi kötü alışkanlıkları devam ettirmek sağlığımızı bozan en büyük sebeplerdir.

İşte bu gibi gerçeklerin ışığı altında yaşamasını düzene koyan insanlık alemi; verem, sıtma, bulaşıcı bağırsak hastalıkları ve benzerlerinin öldürücü tesirlerini azaltmış bulunmaktadır.

Fakat; Bir hastalık vardır ki, bundan kurtulmanın yegane çaresi, hastalık başlar başlamaz, hemen doktora giderek erkenden teşhis ettirmek ve derhal tedavisini yaptırmaktır. Bu hastalık, KANSER'dir.

Kanser ile uğraşan doktorlar:

  • Dünyada her yıl milyonlarca insanın bu afetten öldüğünü,
  • Kalp ve damar hastalıklarından sonra en çok öldüren hastalığın kanser olduğunu,
  • Vücudumuzun her tarafında rastlanmakla beraber daha çok mide, bağırsak, gırtlak, akciğer, rahim ve meme kanserlerinin görüldüğü,
  • Erken teşhis edilirse, tedavisinin mümkün olacağını söylemektedirler.

Madem ki erken teşhis edildiğinde kanserden kurtulmak kabildir. O halde, kendimizde veya yakınlarımızda;

  • İki üç hafta geçtiği halde hâlâ şifa bulmayan yara,
  • Hiçbir sebep yokken vücudumuzun herhangi bir yerinde beliren şişkinlik,
  • Kadınlarda özel haller dışındaki kanamalar ve akıntı,
  • Siğil veya benlerin birdenbire büyümeye başlaması,
  • Devamlı hazımsızlık veya yutkunma zorluğu,
  • Devamlı ses kısıklığı veya öksürük,
  • Dışkıda, idrarda veya balgamda kanama belirtileri tesbit ettiğimiz zaman hemen bir hekime müracaatla iyice muayene olunarak bu belirtilerin sebebini anlamamız lazımdır.

Çünkü: Saydığımız bu işaretler mutlaka kanser işaretleri değildir. Fakat; ya kanser ise... İşte o zaman erken teşhis edilebileceği için kendimizi, sevdiklerimizi, yakınlarımızı büyük bir felaketten kurtarmış oluruz.

Erken teşhis edilen kanser öldürücü değildir, tedavi edilebilir. Bu nedenle, kanser hastalığından değil, geç kalmaktan korkmalıyız.

Okuduğumuz hadis-i şerifte Peygamberimiz (s.a.v.) buyuruyorlar ki;

"Ey Allah'ın kulları tedavi olunuz, muhakkak ki Allah-ü Teâlâ yarattığı her hastalığın tedavi çaresini de yaratmıştır. Yalnız bir şey müstesnadır ki, o da ihtiyarlıktır."


Bakara: 195.                                                                                                           Sazak - 12 Nisan 1996
© Ayhan Çetinkaya - Sazak