ANA SAYFA HUTBE MENÜ HİTABET HUTBE HUTBE DUALARI VEDA HUTBESİ 2006 2007 2008 2009 2010 2011
   

HUTBE - Yetim                                                                                                                                          (Maun: 1-3)

Muhterem Müslümanlar!

Dinimizin bütün hükümleri, iki esasta toplanabilir;

  1. Allah'a iman,
  2. Yarattıklarına karşı sevgi, şefkat ve merhamet,

Bir Müslümanın en bariz özelliği, insanlara sevgi ve şefkat göstermesi; hasta, yoksul, yetim ve kimsesizlere yardımcı olmasıdır.

Nitekim, Kur'an-ı Kerim'de Fetih Sûresi'nin 29. ayetinde Ashab-ı Kiramın

"Birbirlerine karşı merhametli olduklarından..." bahsedilmektedir.

Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) de:

"Müslümanlar birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve yekdiğerini korumakta bir vücut gibidirler. Vücudun herhangi bir uzvunda meydana gelen bir hastalıktan, diğer uzuvlar da rahatsızlık duyarlar." buyurmaktadır.

Esasen her canlıyı sevmek; zayıf, güçsüz, sıkıntı içinde olan kişilere yardımcı olmak insanın yaratılışının gereğidir. Sevgi ve acıma hissi bulunmayan kişi, normal değildir. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.): "Biliniz ki, insanlara merhamet etmeyenlere, Allah da merhamet etmez." buyurmuştur.

Aziz Cemaat!

Dinimiz bütün Müslümanları kardeş saymış; birlik, karşılıklı sevgi ve dayanışma içinde yaşamalarını istemiştir. Sevgi ve şefkate muhtaç olanların başında, şüphesiz öksüz ve yetim çocuklar gelmektedir.

Çünkü çocukluk dönemi, insanın hayatında; ilgi ve şefkate en çok muhtaç olduğu bir dönemidir. Ruh sağlığı bakımından çocuk; ilgi, sevgi ve şefkate gıda, hava ve su kadar muhtaçtır.

Fakat, anne-babasını veya bunlardan birini kaybetmiş olan çocuklar, aile yuvasının sıcak ve manevî havasından gereği gibi faydalanamıyorlar.

Bu yüzden diğer çocuklar arasında onların daima üzgün, çekingen, boynu bükük oldukları görülür.

Bu sebeple dinimiz, öksüz ve yetimlerin ilgisiz kalmamasını istemiş, onları sevgi ve şefkatle yetiştirip eğitenleri cennetle müjdelemiş; onlara kötü davranmayı ve haksızlık yapmayı en büyük günahlar arasında saymıştır.

Muhterem Cemaat!

Nitekim bir hadis-i şerifte Rasûlü Ekrem Efendimiz (s.a.v.), şahadet ve orta parmakları ile işaret ederek: "Ben ve yetimin işlerini yüklenen kişi, cennette işte şöylece beraber olacağız." buyurmuşlardır.

Bilindiği üzere, Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.), doğumundan iki ay kadar önce babası Abdullah'ı altı yaşında iken de annesi Amine'yi kaybetmişti.

Bu sebeple yetimliğin bütün acısını bizzat yaşamış olan Rasûlü Ekrem (s.a.v.)'e hitaben Yüce Rabbimiz Duha Sûresi'nin 6, 7, 8, 9 ve 10. ayetlerinde:

"O, seni yetim bulup barındırmadı mı? Şaşırmış bulup ta sana yol göstermedi mi? Seni fakir bulup, zenginleştirmedi mi? O halde, yetimi sakın üzme! Yoksula gelince, onu da sakın azarlama!..." buyurmuştur.

Maûn Sûresi'nin 1, 2 ve 3. ayetlerinde de "Dini yalan sayanı gördün mü? İşte o yetimi itip kakar, yoksulu doyurmayı da teşvik etmez..." diye kınanmışlardır.

Yetim malına tecavüz, en büyük günahlardandır. Nitekim Yüce Rabbimiz Nisâ Sûresi'nin 10. ayetinde mealen:

"Yetimlerin mallarını haksız olarak yiyenler, karınlarına ancak ateş tıkınmış olurlar. Zaten onlar çok yakında, çılgın alevli bir ateşe yaslanacaklardır." buyurmaktadır.

Hutbemizi bir hadis-i şerif meali ile bitirelim:

Peygamberimiz Efendimiz (s.a.v.) ashabına:

"Fert ve toplumun helâkine yol açan yedi şeyden sakınınız!" buyurdu.

Ashab-ı Kiram:

"Bunlar nedir, Ey Allah'ın Rasûlü?" diye sordular.

Hz. Peygamberimiz (s.a.v.):

  1. Allah'a ortak koşmak,
  2. Büyü yapmak,
  3. Haksız yere adam öldürmek,
  4. Faiz yemek,
  5. Yetim malını yemek,
  6. Savaş günü savaştan kaçmak,
  7. Hiçbir şeyden haberi olmayan, iffetli kadınlara iftira etmek.

İşte bunlar, en büyük günahlardır, buyurdu.


Diyanet Aylık Dergi - Mart 1996                                                                                  Sazak - 10 Mayıs 1996
© Ayhan Çetinkaya - Sazak