Sazak'lıların Buluşma Noktası...
Atatürk
Denizli
Çal
Akkent
Sazak Resim
Eski Resim
Ziyaretçimiz
Aklınıza gelen şey şevkinizi azaltıyor mu, artırıyor mu?
Evet, bugün size soracağım soru budur:

- Aklınıza gelen şey, şevkinizi azaltıyor mu, artırıyor mu?

Önce bunu iyice bir inceleyin. Bu incelemeye ihtiyaç vardır çünkü.

Diyelim ki, hayatınızda zaman zaman siyah noktalar oluşmuş, günah kirlenmelerine maruz kalmışsınız. Bu siyah noktalar, manevi kirlenmeler sizi üzüyor, vicdanen azap çekiyor olabilirsiniz. Hatta olmalısınız da. Hayat yolculuğuna çıkan insanın yolda bazen ayağının sürçüp düşmesi kaçınılmazdır. Her türlü günahların teşvik görerek işlenebildiği bir vasatta insanın kendini tümüyle koruması kolay değildir. Sokakta lağım patlamışsa siz de hedefinize doğru bu sokakta yürüyecekseniz mutlaka kirli suların sıçramasına maruz kalacaksınız.

Burada mühim olan nedir biliyor musunuz? Tuzağa düşmemektir!

Evet, tuzağa düşmemek!..

- Tuzağa nasıl mı düşülür? Asıl dikkat edilecek konu burasıdır. Arz edeyim, tuzağa nasıl düşülür?

- Şeytan, hassas insana işte böyle ayak sürçme sırasında, manevi kirlenme devresinde yaklaşır, doğru düşünce telkin ediyormuş gibi vesvese vermeye başlar. Der ki:

- Görüyorsun ya, İslami hayat yaşayıp hizmetlerde bulunmak bu zamanda, bu yaşta, hele senin gibilerine kolay değildir. O, seçkin kimselerin işidir. Sen kim, İslami hayat ve hizmet kim? Bekle, yaşın başın biraz daha ilerleyip olgunlaşasın. Senin gibileri tutunamaz bu hayatta. Zaten zemin ve zaman da müsait değildir. Çivisi çıkmış dünyayı sen mi düzelteceksin? Şimdilik hayatını yaşa. Hem böyle günahlara maruz kalacaksın, sürçüp düşeceksin hem de dini hayatta ısrar edecek, hizmet etme arzusunda olacaksın. Olmaz böyle samimiyetsizlik!..

İşte şeytanın tuzağına düşmek üzere olduğun anlardır, bu duygu ve düşüncelerin hücumuna uğradığın anlar!.. -

Nereden mi belli, bu düşüncelerin Rahmani ilham değil de şeytani telkin olduğu?

- Çünkü bir fikir ve düşünce seni İslami hayattan uzaklaşmaya teşvik ediyorsa şeytani telkindir. Asla Rahmani ilham değildir! Bunda tereddüdünüz olmasın.

Öyle ise hemen incelemeye alın zihninize hücum eden düşünceyi. Fikir gibi görünen şeyin Rahmani ilham mı, yoksa şeytani telkin mi olduğunu? Anlamanız pek kolay ve çok mümkündür bu ölçü ile...

- Hizmette ilerlemeyi mi, gerilemeyi telkin ediyor? Hiç kimseye sormaya gerek yoktur. Ne hocaya ne de hacıya... Terazi elinizde, ölçü önünüzdedir...

Eğer gelen düşünce Rahmani olsaydı sizi İslami hayattan soğutmayacak, daha da ileriye gitmenizi, daha çok ibadet edip hizmette bulunmanızı telkin ederek diyecekti ki:

- Evet, bazen ayağım sürçüyor, düşüyorum, manen kirlendiğim anlar, devreler oluyor, böylece sırtıma günah kamburları yüklenmiş oluyorum. Ama bunun çaresi, İslami hayat ve hizmetten büsbütün uzaklaşarak kambur üstüne kambur yüklenmek değildir. Çünkü İslami hayat ve hizmetten soğuyup uzaklaşmak, maruz kaldığım günahı azaltmaz, aksine daha da artırır. Halbuki, dini hayatta daha da derinleşmeli, daha çok sevap kazanmalı, daha çok hizmet etmeliyim ki, maruz kaldığım günahların vebalini azaltayım, bir günaha birçok sevapla karşı koyarak affımı sağlayayım. -

Bu af mümkün mü? Maruz kalınan bunca günahlardan kurtulmak kabil mi?

- Hiç şüpheniz olmasın...

İsterseniz Hud suresindeki 114. ayeti hatırlayınız. Rabb'imiz şöyle buyuruyor:

- Namazlarınızı kılınız, sevaplarınızı da çoğaltınız. Çünkü çoğalan sevaplar azınlıkta kalan günahları giderir!..

Evet evet, çoğalan sevaplar azınlıkta kalan günahları giderir. Nitekim bu ayetin tefsiri olan hadise de bakın. Efendimiz ne buyuruyor onu da görün:

- Nerede olursan ol, ne durumda olursan ol Allah'tan korkmaya devam et! Her günahın arkasından onu silip yok edecek birçok sevapları sırala ki, çoğalan sevaplar azınlıkta kalan günahları silip yok etsin!..

- Öyle ise, hayat yolculuğumuz boyunca maruz kaldığımız ayak sürçmeleri, manevi kirlenmeler bize şevksizlik vermemeli, istikametli yolculuğumuzdan alıkoymamalıdır. Tam aksine "Sevaplar günahları giderir, bir günahı birçok sevaplarla silip yok etmeli!" diyerek daha çok sevap kazanmaya yönelmeli, İslami hayatta daha da derinleşme gayretine girmeli ki, ayetin, hadisin kurtarıcı ikazına kulak vermiş, şeytanın ümitsizlik telkin eden tuzağına düşmemiş olalım. Ne dersiniz? Bu konu düşünmeye değer mi?

Ahmet ŞAHİN - Sohbetler - Zaman - 27 Mart 2003
| GERİ |
Ana Sayfa
Aktif Ziyaretçi   
 
 

© Ayhan ÇETİNKAYA - Sazak
Son Güncelleme: