Halkımızın arasında "Sadece Allah'a dayan." manasına "Ağaca dayanma çürür, insana dayanma ölür." diye bir söz vardır. Onun için "Allah ile beraber başka bir ilaha yalvarma. O'ndan başka ilah yoktur O'ndan başka her şey helak olacaktır. Hüküm O'nundur ve O'na döndürüleceksiniz."(Kasas/88) ayetinin mealini ifade eden "Ya Baki, Ente'l-Baki. Ya Baki Ente'l-Baki" iki cümlesini büyük mürşidler, özel bir hatme yapmışlardır.
Bugünlerde bilhassa tekrar tekrar okumaya çok ihtiyacımız olan bu iki cümle hakkında Bediüzzaman Hazretleri şöyle diyor:
"Birinci defa 'Ya Baki Ente'l-Baki' bir ameliyat-ı cerrahiye hükmünde, kalbi, masivadan (Allah'tan başka her şeyden) tecrid ediyor, kesiyor. Şöyle ki: İnsan, mahiyetinin camiyeti itibariyle, mevcudatın hemen ekserisiyle alakadardır. Hem insanın mahiyet-i camiasında hadsiz bir muhabbet istidadı dercetmiştir. Onun için, insan da umum mevcudata karşı bir muhabbet besliyor. Koca dünyayı bir hanesi gibi seviyor. Ebedi cennete bahçesi gibi muhabbet ediyor. Halbuki muhabbet ettiği mevcudat durmuyorlar, gidiyorlar. Firaktan daima azap çekiyor. Onun o hadsiz muhabbeti, hadsiz bir manevi azaba medar oluyor. O azabı çekmekte kabahat, kusur, ona aittir. Çünkü kalbindeki hadsiz muhabbet istidadı, hadsiz baki bir cemale malik bir Zata tevcih etmek için verilmiş. O insan su-i istimal ederek o muhabeti fani mevcudata sarf ettiği cihetle kusur ediyor, kusurun cezasını firakın azabiyle çekiyor. İşte bu kusurdan teberri edip o fani mahbubattan alakasını kesmek, o mahbublar, onu terk etmeden evvel, o, onları terk etmek cihetiyle Mahbub-u Baki'ye (Baki Sevgili Allah'a) sevgisini hasrettiğini ifade eden Ya Baki Ente'l-Baki olan birinci cümlesi, "Baki-i Hakiki yalnız Sensin. Masiva fanidir. Fani olan elbette baki bir muhabbete ve ezeli ve ebedi bir aşka ve ebed için yaratılan bir kalbin alakasına medar olamaz." manasını ifade ediyor. "Madem o hadsiz sevgililer fanidirler, beni bırakıp gidiyorlar. Onlar beni bırakmadan evvel ben onları 'Ya Baki Ente'l-Baki' demekle bırakıyorum." Yalnız Sen bakisin ve Senin bakileştirmenle mevcudat beka bulabildiğini bilip itikad ederim. Öyle ise, Senin muhabbetinle onlar sevilir. Yoksa kalbin alakasına layık değiller.' demektir. İşte bu durumda kalb, hadsiz sevgililerinden vazgeçiyor. Güzellik ve cemalleri üstünde fanilik damgasını görür, kalbin alakasını keser. Eğer kesmezse, sevdikleri adedince manevi yaralar oluyor. İkinci cümle olan Ya Baki Ente'l-Baki o hadsiz yaralara hem merhem, hem tiryak oluyor. Yani Ya Baki "Madem Sen Bakisin, yeter, her şeye bedelsin. Madem Sen varsın, her şey var."
"Ey insanlar! Fani kısa, faydasız ömrünüzü, baki, uzun, faydalı, meyvedar yapmak ister misiniz? Madem istemek insaniyetin iktizasıdır; Baki-i Hakiki'nin yoluna sarf ediniz. Çünkü Bakiye müteveccih olan şey, bekanın cilvesine mazhar olur. Madem her insan gayet şiddetli bir surette uzun bir ömür ister, bekaya aşıktır. Ve madem bu fani ömrü baki ömre tebdil eden bir çare var ve manen çok uzun bir ömür hükmüne geçirmek mümkündür. Elbette, insaniyeti sukut etmemiş bir insan, o çareyi arayacak ve o imkanı bilfiil çevirmeye çalışacak ve tevfik-i hareket edecek. İşte o çare budur: Allah için işleyiniz, Allah için görüşünüz, Allah için çalışınız. Lillah, livechillah, lieclillah rızası dairesinde hareket ediniz. O vakit sizin ömrünüzün dakikaları seneler hükmüne geçer." (Üçüncü Lema)
İmtihan için bize bahşedilen bu kısa ömrün değerini çok iyi bilerek Baki-i Hakiki olan Allah yolunda bakileştirmenin çarelerine bakmalıyız.
Abdullah Aymaz
Zaman - 9 Eylül 1999
|