Sazak'lıların Buluşma Noktası...
Atatürk
Denizli
Çal
Akkent
Sazak Resim
Eski Resim
Ziyaretçimiz
Camiler Kardeşliğin Pekiştiği Yerlerdir

Dinimiz sevgi ve şefkati, toplumsal yardımlaşma ve dayanışmayı sağlamak amacıyla birçok müessese vücuda getirmiştir. Bunların başında gönül dünyamıza huzur veren camilerimiz gelmektedir.

Sevgili Peygamberimiz'in hicreti esnasında daha Medine'ye varmadan Kuba Mescidi'ni, Medine'ye ulaşınca da ilk iş olarak Mescid-i Nebi'yi bizzat çalışarak ve teşvik ederek inşa etmeleri dinimizde cami ve cemaate verilen önemi ortaya koymaktadır.

Bir cami inşa etmekle ilgili olarak Kur'an'da “Allah'ın mescitlerini sadece Allah'a ve ahiret gününe inanan, namaz kılan, zekat veren ve ancak Allah'tan korkan kimseler imar eder.” buyrulmaktadır.

Peygamberimiz (s.a.v.) de: “Bir kimse yüce Allah'ın rızasını gözeterek bir mescit inşa ederse, Allah da ona cennette bir köşk inşa eder.” buyurmuştur.

Sevgili Peygamberimiz müminleri daima cemaat olmaya teşvik etmiş, hatta mazeretsiz olarak cemaate gelmeyenleri kınamıştır. Evinde abdest alarak Allah'ın farz kıldığı namazlardan birini eda etmek için mescide giden kimsenin attığı her adımın günahlarının silinmesine ve derecesinin yükselmesine vesile olacağını bildirmiştir.

Ecdadımız işte bu inançla camiler inşa etmiş, namazlarını da cemaatle kılmaya özen göstermişlerdir. Zira camilerin ziyneti cemaattir. Camiler Allah katında en sevimli mekanlardır.

“-Şüphesiz mescitler Allah'ındır. O halde Allah ile birlikte hiç kimseye kulluk etmeyin.” ayeti, camilerin Allah'a özgü olduğunu dile getirmektedir. Camilere cemaat olmak Yüce Yaratan'a misafir olmaktır.

Unutmayalım ki, mübarek mekanların maddi manevi bakımdan imar ve ihyası cemaatle olur.

Camiler bulundukları yörenin sosyal hizmet ve ilişkilerinde devamlı ışıldayan birer kandil gibidirler. Camiye gelen insanlar orada birbirleriyle tanışır, aralarında sevgi ve saygı bağları oluşturur, dostluklar kurarlar. Kardeşlik, paylaşım ve eşitlik ruhunu oralarda tazelerler.

Camiler insanların birbirlerini sevmelerine de vesile olurlar. Camilerin ortak kalbimiz olduğunu, oralarda hayat varsa bizlerde de hayat olacağını bilelim. Bunalan sıkılan, umutsuzluğa kapılan, gönüllerimizin, ruhlarımızın camilerin manevi havasıyla bir dinamizm ve canlılık kazanacağını unutmayalım. Dünyanın aldatıcı, bitmez tükenmez emellerine oralarda kazanılan ruhla dur denebileceğini bilelim. Camilerimizin maddi ve manevi anlamda imarına gayret edelim. Unutmayalım ki üç kişinin amel defteri kapanmaz. Vefat ettikten sonra da amel defterine sevaplar yazılmaya devam eder. Kalıcı hizmetlere himmetini yöneltmiş bu üç kişiyi şöyle sıralamaktadır hadisler:

Birincisi: Hayırlı evlat yetiştirenler.

İkincisi: Vatana, millete hayırlı öğrenci yetiştiren hocalar!

Üçüncüsü: Kalıcı hizmet mekanları inşa etmiş olan himmet ve hizmet sahipleri.

Demek ki, kim kalıcı hizmetlere himmet ederse, onun amel defterine de himmetler devam eder, vefatından sonra kapanması söz konusu olmaz.

Ne mutlu amel defterini kapatmayan hizmet ve himmet sahiplerine.

Ahmed Şahin - 06 Ekim 2004 - Zaman

© Ayhan Çetinkaya - 2004
| GERİ |
Ana Sayfa
Aktif Ziyaretçi   
 
 

© Ayhan ÇETİNKAYA - Sazak
Son Güncelleme: