Sazak'lıların Buluşma Noktası...
Atatürk
Denizli
Çal
Akkent
Sazak Resim
Eski Resim
Ziyaretçimiz
Çocuklara Güzel Konuşmayı Nasıl Öğretebiliriz?

 Çocuk Söze dönüşüp satırlara dökülen ya da muhataplarımızın kulaklarında çınlayan ifade ve duygular ya bir demet çiçek gibi ya da bir tutam dikenli ot gibidir. Meramımızı iyi ifade ettiğimiz, karşımızdaki insana layık olduğu değeri hissettirdiğimiz için ağzımızdan ya bal damlıyordur ya da aksi halde “dilimizi eşek arısı soksun”dur.

Biz konuştuğumuzda insanlar ya “Nereye gidiyoruz, iyiydik, daha muhabbetin kıvamı gelmemişti.” diyordur ya da biz konuşmaya başladığımızda, “Hı tabii, havalar da pek yağmurlu!” gibi sözlerle konuyu değiştirmeye çalışıyordur.

Cenab-ı Hakk’ın bütün isim ve sıfatlarıyla birlikte Kelam sıfatının tecellisinden kaynaklanan konuşma kabiliyeti tüm insanlık için şükrünün edası pek de mümkün olmayan bir nimet.

Söz, bir düşünceyi eksiksiz olarak anlatan kelime dizisi olarak tanımlanıyor. Doğru sözlerimiz olmalı ki, doğru düşünebilelim.

Güzel dinimiz İslam’a bir söz ile girip bir söz ile çıkmak mümkün. Ağzımızdan çıkan basit bir söz hiç ummadığımız skandallara, rezaletlere, cinayetlere sebep olabildiği gibi çok hayırlı sonuçlar da verebilir. Yunus Emre bunu pek güzel ifade etmiş:

Söz ola kese savaşı
Söz ola kese başı
Söz ola ağulu aşı
Yağ ile bal ede bir söz

Herhangi bir insanın sözü bu kadar önemli iken, âlemlerin Rabbi’nin (c.c.) sözü elbette çok daha önemlidir.

Bu düşünceyle, O’nun (c.c.) dinimizin kaynağı, imanımızın âb-ı hayatı, gözümüzün nûru, tüm dertlerimizin ilacı güzel Kur’an’ını hatırımıza getirmemiz gerekiyor. Ondaki kıssalardan, hikayelerden, emir ve yasaklardan, oradaki hitap şeklinden çok dersler çıkarmamız gerekiyor. Efendimiz’in (s.a.v.) konuşma tarzı, tatlı dili, hitabeti bizim hayat yolumuzu da aydınlatmalı.

Hep söz ve lâf kelimelerinin aynı anlama geldiğini sanırız. Oysa, Prof. Dr. İskender Pala kesinlikle bu yanlışa düşülmemesi gerektiğini belirtiyor. Anadolu’nun birçok bölgesinde ev süpürüldükten sonra ortaya çıkan toz yığınına “lâf” dendiğini ifade eden Pala, ciddi insanların “laflaşamayacağını, lâf edemeyeceğini, lâf olsun torba dolsun” üslûbunda konuşamayacağını belirtiyor. Çünkü seviyeli ve ciddi bir insan ancak söz söyler ve konuşur. Lâf ancak “atılır”. Lâf salatası vardır da söz salatası yoktur. Sözümüz lâf mertebesindeyse zaten kimse ciddiye almayacaktır. Pala, sözün üst katmanları olarak vecize, şiir, hadis ve ayetleri örnek gösteriyor.

Mustafa AYDIN
Zaman


© Ayhan ÇETİNKAYA - 2003
© Ayhan Çetinkaya - 2004
| GERİ |
Ana Sayfa
Aktif Ziyaretçi   
 
 

© Ayhan ÇETİNKAYA - Sazak
Son Güncelleme: