|
 |
|
 |
|
DİL Mİ DİLME Mİ? |
|
Çok konuşmak, aklın ve ruhun dengesizliğine dayanan bir hastalıktır. Uygun söz, en kestirme yoldan ve karşısındakinin kafasını karıştırmadan bir şey anlatan sözdür. Karşımızdakine bir şeyler anlatabilmek için uzun boylu konuşmaya gerek yoktur. Hatta çok defa uzun konuşma, beraberinde bir kısım zararlar da getirir. Çünkü çok sözde anlam zıtlıkları bulunur. Zıtlıklar da karşımızdakinin kafasında çeşit çeşit sorular meydana getirir. Böyle bir durum ise, faydadan çok zarar getirir.
Az söylemek, çok dinlemek bir olgunluk ve büyüklük işaretidir. Devamlı kendini dinlettirmek arzusu ise, her zaman bir hastalık eseri olmasa bile, dengesizlik unsuru olduğunda şüphe yoktur.
Söylenecek her söz, bir problemi halletmeye ve bir soruya cevap vermeye yönelik olmalıdır. Konuşurken de, sorana ve dinleyenlere bıkkınlık vermekten kesinlikle kaçınılmalıdır.
İnsanın, susması gerektiği yerde susması, konuşması gereken yerde de konuşması normal bir harekettir. Ama, daha faydalı olabilecek kimselerin konuşmaları, her zaman daha çok tercih edilmelidir. Böyle bir şey, her şeyden önce bir terbiye işi ve susmanın da olgunluğunu anlamaya bağlıdır. Atalarımız ne hoş söylemişler: "Konuşmak gümüş ise, susmak altındır."
İnsan çok söz söylemekle değil, söylediği sözlerin yerinde ve faydalı olmasıyla değerini yükseltir. Aksine, her yerde uluorta konuşan kimse, hele konuştuğu şeyler de önemli meseleler ve uzmanlık isteyen konular ise, hem çok hatalara düşer, hem de kendi değerini düşürmüş olur. "Çok konuşanın çok hataları olur." sözü ne kadar yerinde ve değerli bir sözdür.
İnsan sözüyle kendini gösterir ve davranışlarıyla da büyüklüğünü yansıtır. Her sözü mutlaka onun söylemesi gerekiyormuş gibi, lafı kimseye bırakmayan gevezeler, zamanla bütün dostlarından nefret ve hakaret görmeye başlarlar. Böyle bir durum ise, zaman zaman onların da faydalı sözlerinin dinlenmemesini sağlar. Dolayısıyla -bir geveze söylediği için- önemli konular, basitmiş gibi görülür.
Az konuşma, olgun kimselerin özelliğidir. İnsana ilk tavsiye edilen şey, diline hakim olup, gereksiz ve münasebetsiz sözlerden sakınmasıdır. Çünkü her yerde ağzını açıp, saçma-sapan konuşanların, kafa ve gönüllerinden büyük olan dilleri, onların daima yok olup gitmelerine sebep olacaktır. Hem de her zaman...
Hele bir de yapmadıkları şeyleri söyleyenlerin durumu hepten acı ve onlar adına düşündürücüdür. Bu yönüyledir ki, dilini koruma iyiliklere, güzelliklere ulaşmanın en birinci yoludur.
İnsan, "çok konuşma", "kendi lafını beğenme" ve "başkalarına söz hakkı tanımama" hastalığından uzak kaldığı ölçüde insanlara ve medeniyete yakın ve sevimli olur. Yoksa, insanlar yanında umduğunu bulamaz.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|