|
 |
|
 |
|
Felaket Ve Helaket Asrı |
|
Her türlü günah işlenebilir. Fakat her türlü sevabı işlemenin manileri çoktur. Nefis ve arkadaşlar, dostlar, çevre pek çok iyiliğe mani olabilir. Ayyaşlığın yolu bir kadehle başlar. Bir öpücük yolları değiştirebilir. Günahları zehirli bala benzer. Evvela çok tatlıdır. Zehrin tesiri sonradan görülür.
İçki, kumar, fuhuş haramdır diye bu haramlardan kaçan mü'minlerin hayatı düzgün ve nizamlı oldu. Kaçmayanlar ise öyle çukurlara düştüler ki onlara uzanan eller bile boş döndü. Kurtarılamadılar.
Allah kullarını ikaz ediyor. O felaketlere yaklaşmayın diye. Şimdi birisi der ki: "Ben günde bir kadeh içiyorum. Hiç kimseye zararım yok." Fakat o insan farkında olmadan sarhoşluğun yaygın hale gelmesi için çalışmaktadır.
Zevkine düşkün insanlar, pek çok insanın dünyasını cehennem etmiştir. Zevkler, eğlenceler teşvik edilirken insanlar bazı felaketlere itildiler. İşin garip tarafı günah bataklığına itilenler alkışlandı. Böylece gençler o bataklığa düştüler. Herkes canının istediği gibi yaşayacakmış. O zaman edep, haya, namus gibi mefhumlar silinmeye başlar. Bir kız yüzlerce erkeği peşinden sürükleyebilir. Bir zengin erkek pek çok kızın gözyaşında yelken açabilir. Zalim insanlar sefa sürerken başkasının çektiği veya çekeceği cefayı hiç düşünmüyorlar. Felaket asrının en korkunç noktası egoizmdir. Ben diyen kendisinden başkasını insan yerine koymuyor.
İnsan, insanlık dışı hayata tahammül edemez. Gençler yaşlıların tecrübesinden faydalansa, yaşlılar da gençlerin enerjisinden ilmen faydalansa dünya daha güzel olacaktır.
Günah işleyen bir yaşlı adama, bir şahıs şöyle hitap ediyor: "Saçının rengi değişmiş, huyunun rengi değişmemiş." Yaşlılar da gençler gibi hareket ederse o cemiyetin ipi kopmuş demektir. Elektronik cihazlara, eğlence yerlerine bakınız. Ekseri insanlar kötülüğün kapısını açmak istiyor. Öyle kötülükler vardır ki ölüm onun yanında çok hafif kalır. Herhalde intiharların sayısının artmasının bir sebebi de budur.
Öyle bir medeniyet ki dünyayı yaşanmaz hale getirir. Terslik şuradadır. Birine göre kötü olan bir hal diğerine göre iyidir. Böylece iyilikle kötülüğün mücadelesi başladı. Kötülükler sel gibi gelip iyilikleri alıp götürdü. İyilik, tarifi yeteri kadar yapılmamış bir kelime. Çünkü bana iyilik gelen bir şey başkasına kötülük olabilir. İkram edilen bir sigaraya, içkiye teşekkür eden insanlar zamanla çizgiyi aştılar.
İnsanlar kötülüğü beğendi ve kötülükler reklam edilmeye başladı. İçki ve fuhuş âlemleri anlatılırken dinleyici bulabiliyor. Kötülükler beğenildi mi artık neyi nasıl konuşacağız? Böyle giderse bir gün en kötü insan da "Yeter Allah'ım şu kıyamet kopsun." diyecek. Yaşanmaz dünyanın feryatları çok acı olacaktır. Atılan bir kibrit söndürülmezse yangına dönüşebilir.
Bugün yandım diyenlerin sayısı çoktur. Çünkü insanlar kötülüğü beğendi. Kötülüğü reklam edip övdüler. Öğretim var eğitim yok. Eğitim varsa bu meyhaneler ne? Karakollar, hapishaneler niçin doluyor? Bu gözyaşlarının sebebi nedir? İnsanlar insanları neden ağlatıyor? Hangi eğitimden söz ediyorsunuz?
Kötülükler yaygın hal aldı. Melek gibi çocuklar kurdun ağzına atılan yavru gibi. Yarınlar bugünkü gençlerin, bugünkü gençler zevk ve menfaatini temel ilke olarak kabul ederse yarınların nasıl olacağı da kolayca anlaşılır. Ayağımız yere basıyor. Yer sağlam; fakat yeryüzündeki hadiseler denizlerden daha beter. Yaygınlaşan içki ve kumar en fırtınalı denizden daha tehlikeli değil mi?
Her günah dalgasında ne kadar insan maddî ve manevî hayatını kaybediyor. Böylece yeryüzü denizler kadar tehlikeli olmaya başladı. Nuh'un gemisine binemeyenlere yazık. Nuh tufanları hâlâ devam ediyor. Şu yere yıkılmış sarhoş, Nuh tufanında dalgaların sahile attığı bir kazazede değil mi?
Sizlere maddî ve manevî, ışıklı ve mesut bir dünya dilerim.
Hekimoğlu İsmail
20 Temmuz 2002
Zaman |
|
|
|
|
|
|
|
|