|
 |
|
 |
|
HASTALIĞIM |
|
Her insan insanla ilgili her hali beklemeli ve ona razı da olmalıdır. Allah bizi insan olarak yaratmış. İnsanla ilgili her hali de veren O'dur. Nefes alıp vermek ne kadar hayatın gereği ise, nefesin bitmesi de o kadar hayatın gereğidir.
Organlarımızı da yaratan ve yaşatan Allah, organlarımıza bazı hastalıklar verebilir. Mülk O'nundur. İstediği gibi idare eder. Hastalığın iki yönde sebepleri sıralanabilir. Biri hastalanan şahsın şahsiyetinde. İkincisi ise insanlara bir ibret tablosu. Benim dediğimiz organlarımıza sahip çıkamıyoruz.
Hastalıkta en önemli husus sabredebilmektir. Ben gördüm ki bazı dertlere sabretmek imkansız gibi bir şey. Yine de Allah'tan başka sığınabileceğimiz bir makam yoktur. Tıp, arkadaş, akraba, dost hepsi faydasız kalabiliyor. Allah'ın iptal ettiği hücreleri veya organları kim diriltebilir?
Zaten aczimizi anlamak kul olmanın gereğidir. İsyana gidenleri çeşitli dertlerle Allah itaate sevk ediyor. Doktorların söylediğine göre benim beynimde küçük bir damar kanama yapmış işte aylardır bu sebepten yatağa saplandım. Şikayetim yok haşa. Her zaman olduğu gibi yine Allah'a sığınıyorum. Dünya da, ahiret de Allah'ındır. "Ya Rahman, beni koru" diyorum. "Ya Şafi şifa ver" diyorum. Çok şükür başlangıca nazaran epeyce şifa buldum. Yalvarmalarım, dualarım, sığınmalarım devam ediyor. Ayet ve hadislerde sabretmemiz emrediliyor. Fakat insan aciz, tahammülü bitebiliyor. İşte o zamanlar fırtınalı dünyamda iman limanına sığınıp, Allah diyorum. Bütün sırların başı Allah, Hakim-i Mutlak Allah. Bana hayat veren, hayatımı devam ettiren, hastalandığım zaman şifa veren Allah, kendisine sığınmamı kabul etsin. Hastalıktan şikayetim olamaz. Olursa aczimdendir. Ben sadece şükretmek zorundayım. Verdiklerine şükretmeliyim, verecekleri başka. Rabbim bana akıl vermiş, el vermiş, göz vermiş, bir sürü imkanlar vermiş, bütün bunlar şükre değer.
Kardeşlerim dualarına devam etsinler. Doktorlara, hemşirelere binlerce teşekkür. Ama dualarla iyileştiğimin de farkındayım. Zaten buyurulmuş ki: "Duanız olmazsa ne ehemmiyetiniz var." Dua, Allah'ın varlığını fiilen kabul etmektir. Kul dua eder. Madem ki Allah'a, O'nun sıfatlarına inanıyoruz elbette ki O'ndan yardım isteyeceğiz. Zaman oluyor ki göğsümün içine yumruk büyüklüğünde bir taş giriyor. Nefes alamaz durumuna geliyorum. Patlama durumuna geliyorum. Bunları şikayet için söylemiyorum. Halimi arz etmek için söylüyorum. İşte ilaçlarla, dualarla, ibadetlerle, daralan dünyamda bir selamet bulmaya çalışıyorum. Ama her zaman dualarınıza muhtacım.
Çok şükür bir kişinin yardımıyla adım atabiliyorum. Üç ay evveline nazaran çok çok iyileştim. Allah'ın şifası inşallah devam edecek. Doktorlarımız ve hemşirelerimiz de en samimi duygularıyla yardım ediyorlar. Onlara duamdan başka vereceğim bir şey yok.
Her hastalık herhalde ahiretten gelen bir nevi mektuptur. Hastalık öldürmez insanı. Hayatı veren kimse hayatı alacak olan da O'dur. Buna bütün benliğimle inanıyorum. Beni öldürmek de yaşatmak da Allah'a aittir buna inanıyorum.
Allah'a daha fazla nasıl ibadet edebilirim, bunu düşünüyorum. Allah beni kul olarak yaratmış. Elbette zaman gelir inler zaman gelir ağlarım. Bunlar şikayet değil, Allah'a daha çok ibadet etmek isterim. Hastalık hayatı bütünüyle önüme serdi. Baktım dinî bilgide, ibadetlerde bir hayli noksanım var. Dille tövbe kadar fiilî tövbe de yapmaya çalışıyorum.
Her zaman olduğu gibi yine dualarınızı bekliyorum. Ben de sizlere duacıyım. İnşallah şifa bulur kalkarsam sizleri ziyarete geleceğim. Mü'minin mü'mine bakması bile ibadettir. Sizleri görmek, ziyaret etmek teşekkürlerimi bildirmek elbette ki vazifem. Hepinize minnettarım. Allah razı olsun. Dünya ve ahiretiniz cennet olsun. Allah hepimizin yardımcısı olsun.
Hekimoğlu İsmail
6 Temmuz 2002
Zaman |
|
|
|
|
|
|
|
|