Sazak'lıların Buluşma Noktası...
Atatürk
Denizli
Çal
Akkent
Sazak Resim
Eski Resim
Ziyaretçimiz
Her Şeyden Sorumluyuz
En geniş manasıyla, Allah'ın emirlerini yapmaktan ve yasaklarından sakınmaktan ibaret olan ibadetin pek çok hikmetleri vardır. İctimai yönden hikmetlerinden birisi de şudur: "Emirleri yerine getirme ve yasaklardan kaçınma sayesinde, bir fert, toplum içinde çok mertebelerle münasebet peyda eder ve pek çok meseleyle alakadar olur. Bilhassa dini hükümlerin hayata geçirilmesi ve umumi faydaların temini hususunda, bir fert bir nevi (bir tek insan, bütün insanlar) hükmüne geçer. Yani pek çok hukuklar, haysiyetler, irşadlar, talimler, ıslahlar gibi vazifeler, bir şahsa yüklenir. Eğer emirleri yapmak ve nehiylerden kaçmak suretiyle gerçek vazifesini yerine getiren o insan olmasa, o vazifeler tamamen ayaklar altında kalır."(İşaratü'l-İcaz, 94. sayfa)

İslamiyet, ictimai esaslara sahip bir dindir. Onun için her Müslüman'ın pek çok sorumlulukları var. O'na Allah, kendi varlığını, ailesini, vatanını, milletini, dünyayı, dini, Kitab'ı emanet etmiştir. Bu öyle bir vazifedir ki, gökler ve yer ve dağlar onu üzerine almaktan korkmuş, dehşete düşmüştür: "Biz emaneti göklere, yere ve dağlara sunduk, onu yüklenmekten kaçındılar ve o(nun sorumluluğu)ndan korktular; o emaneti insan yüklendi."(Ahzab/72) "Biz bu Kur'an'ı bir dağa indirseydik, Allah'ın korkusundan onu baş eğmiş, param parça olmuş görürdün."(Haşir/21)

Bu yüzden insanın, kendisi ve çevresi hakkında son derece duyarlı olması gerekmektedir.

Her şeyden önce temel kaynaklarımız Kitap ve Sünnetle ne kadar münasebetimiz var? Yapacağımız işleri iyi öğrendik mi? Onların tefsiri mahiyetindeki İslami eserleri de iyice tetkik ettik mi? Bize Kur'an'ı taze nazil olmuş gibi anlatan, zevkini ruhlarımıza duyuran, zaman zaman bizleri alıp Asr-ı Saadet'e, Nebi-i Zişan'ın (s.a.v.) rahle-i tedrisinin yanına götüren ve Kevser mürekkeplerden dökülmüşçesine parlak Kur'an nurlarını arz eden Külliyat gibi eserleri doya doya mütalaa ediyor muyuz? Bu manevi besinlerle canlılığımızı koruyabiliyor muyuz? İşte bu yönümüzü de bir masaya yatırıp tahlil etmeliyiz.

İkinci olarak, ailemizle, çocuklarımızla ilgili vazifelerimizi ne kadar yerine getiriyoruz, bir gözden geçirmemiz gerekiyor.

Üçüncü bir daire mahallemiz ve muhitimizle ilgili. En azından kolektif şuurun uyanması açısından yakın çevremizle ilgilenmemiz gerekiyor. Bilhassa bu zelzele, birbirine yabancı olan kapı komşuları, aynı apartmanda, yan tarafta kalanları bir araya getirdi. Mecburi bir kader birliği sağladı. Dışarıda kaldıkları ve geceledikleri zaman içinde insanlar birbirleriyle sohbet ettiler, kaynaştılar ve yer yer imkanlarını paylaştılar. Bu durum güzel bir atmosferin oluşmasını sağladı. Zaten bizim insanımız güzel hasletler sahibi... Bin yıllık İslami dönemin getirdiği ve adeta genlere işleyen iyilik duyguları hala sapasağlam. Bugün aile yapısının sağlamlığı vs. ulvi yönleri itibariyle birçok eksik taraflarına rağmen dünyada daha avantajlı bir toplum gösterilemez. İşte bu güzel insanlara bilhassa bugünlerde teselli vermek, küllenmiş bazı güzel duyguların da parlamasına ve inkişafına hizmet etmek kadar hoş ve Allah'ın rızasını kazandıracak bir şey olamaz. Evet biz, zenginiyle, fakiriyle, ev sahibiyle, kiracısıyla, kadınıyla, erkeğiyle bu sokaklardan sorumluyuz. Kısa dönem içinde bile biz insanlarımızın cevherini yeniden keşfettik. STV ekranlarında evlerini bağışlayan, azıcık bile olsa imkanı ne varsa onu bağışlamaya çalışan insanlarımızın heyecanlarına şahit olduk. Evet bu sokaklar bizim ve buralarda yaşayan yetimlerden, borçlulardan, mağdurlardan hatta asi ve günahkarlardan da sorumluyuz.

Biz bu sorumluluğun adına ister sivil duyarlılık, ister insiyaki iç duyarlılık, ister kolektif ruh, ister kolektif ferdi mesuliyet, isterse sahip çıkma duygusu diyelim; ama bunu mutlaka uyandırmak ve geliştirmek zorundayız.

Bütün hayırsever ruhları böyle bir hizmet duyarlılığına davet ediyorum.


Abdullah Aymaz
17 Ekim 1999
Zaman
| GERİ |
Ana Sayfa
Aktif Ziyaretçi   
 
 

© Ayhan ÇETİNKAYA - Sazak
Son Güncelleme: