|
Günaha maruz kalmama noktasında olanca azim ve gayret gösterilmeli, yılandan, akrepten kaçar gibi günah zeminlerinden kaçıp uzaklaşılmalıdır.
Ancak insandır bu. Ola ki günaha da maruz kala, bir yanlışa da uğramış ola. Bu durumlarda da çare, tümüyle tükenmiş, her şey mahvolup artık kurtuluş imkanı yok olmuş değildir. Yine de tertemiz dinî hayatı sürdürmek, Rabb’ın rızasını kazanmak mümkündür. Yeter ki dönüş kararı kesin olsun, aynı hatalara tekrar düşmeme, girmeme konusundaki azim ve niyet sağlam bulunsun.
Bu konuda oldukça ibretli olaylar yaşanmış, mesaj yüklü vakalar kaydedilmiştir. Bir tanesini devrinin müceddidi Hazreti Gazali’nin (Mükâşefe)’sinden özetleyelim izin verirseniz.
Hazret–i İmam der ki:
– Bir gün Medine sokaklarında giderken Ebu Hüreyre’ye yetişen bir kadın gözyaşları içinde sızlanarak mahrem derdini şöyle anlattı:
– Ben mahvoldum ey Ebu Hüreyre, mahvoldum. Acaba benim affım yok mu, artık her şey bitti mi?
Ebu Hüreyre, ‘Seni mahveden şey nedir?’ deyince kadın günahını şöyle ifade etti: ‘Şeytana uydum, nikahsız olarak hamile kaldığım çocuğumu öldürdüm.’
Ebu Hüreyre titredi bu günahtan ve hemen cevap verdi:
– Hem kendini, hem çocuğunu öldürmüşsün. Senin affın olmaz artık.
Bu cevap karşısında şaşıran kadın çığlık atarak oraya yığılıp kaldı.
Ebu Hüreyre de verdiği cevaptan pişmanlık duyarak doğruca Resulullah’a gidip olayı anlattı. Efendimiz (sas) Hazretleri Ebu Hüreyre’yi ikaz etti:
– Verdiğin yanlış cevapla hem kendini felakete atmışsın hem de kadıncağızı. Bilmiyor musun Rabb’imizin, günahlarına tevbe edenleri, salih amel işleyerek İslam’a hizmet edenleri affedeceğini. (Furkan:68)
Bunun üzerine hemen geriye dönen Ebu Hüreyre, verdiği cevapla yolda düşürüp bayılttığı kadını aramaya başlar. Hatta aceleci bir dille, ‘Kadın nereye gitti, kadın nereye gitti?..’ diye araştırırken, çevreden ‘Ebu Hüreyre’ye bir şeyler olmuş, deli mi ne?’ diye söylenirler.
Neden sonra kadını bulan Ebu Hüreyre hemen aldığı ümit dolu cevabı açıklar:
– Resulullah’a durumunu anlattım, tevbe ederek, salih amel işleyenlerin günahlarını Rabb’imizin affedeceğini bildirerek, verdiğim cevabın yanlış olduğunu ikaz yollu anlattı. Sakın ümidini kesme, kurtuluşunun söz konusu olduğunu unutma!
Kadın sevincinden bir çığlık atar ve der ki:
– Ey Ebu Hüreyre! Bu müjdene Medine’deki şu değerli hurma bahçemi veriyorum. Resulullah buyurup alsın, istediği yoksula, muhtaca meyvelerini dağıtsın. Artık bahçe benim değil O’nundur. Benim gibi birinin de tevbesinin kabul olacağı müjdesi bana yeter.
Anlaşılan odur ki, İslam hiçbir günah sahibini dışlamaz, günah sahibi kendini dışlamadıkça.
Ahmed Şahin
Zaman
30 Temmuz 2002 |