|
Milletler, büyüklerine olan hürmet ve saygılarıyla bir kısım faziletlerini ayakta tutar, muhafaza ederler.
Büyüklerine hürmet göstermeyen, saygı beslemeyen toplumlar başıboş kalan örneksizler gibidirler. Kimin, hangi örneğin peşinden gideceklerini bilemez hale gelebilirler.
Bundan dolayı büyüklerimize hürmet ve saygı bizde millî terbiye halini almış, vazgeçilmez edebimiz olarak benliğimize yerleşmiştir.
Gariptir ki bizim hürmet ve saygı beslediğimiz büyüklerimiz bundan pek de memnun olmaz, böyle bir beklenti içine girmezler.
Buna mukabil vefalı toplum da büyüklerine hürmet ve saygıdan vazgeçmez.
Bundan çıkan sonuç şöyle olur:
- Büyükler hürmet beklemez, küçükler de hürmetten vazgeçmez. İki taraf da üzerine düşeni yapmış olur.
Nitekim Efendimiz (sas) Hazretleri bir gün kendisine karşı ayağa kalkanlara:
- Acemlerin ayağa kalktıkları gibi ayağa kalkmayınız, buyurmuştur. Böylece kendisine aşırı hürmet gösterilmesini istememiştir. Büyüklüğün şanı da budur zaten.
Ama buna rağmen ashab O'nun için hep ayağa kalkmış, hiçbir zaman O gelirken oturup da saygısızca beklememişlerdir. Onlar da böylece kendilerine düşeni yapmışlardır.
Aslında Efendimiz (sas) Hazretleri büyük bildiklerine karşı ayağa kalkmış, hürmette bulunmuştur. Hatta bir kabilenin büyüklerinden biri meclise girince söylediği ilk söz şöyle olmuştur:
- Seyyidiniz için ayağa kalkın.
Anlaşılan odur ki, büyükler kendileri için ayağa kalkılmasını istemezler. Ama saygılı, hürmetli toplumlar da büyüklerine ayağa kalkmayı, hürmet ve saygıyı asla ihmal etmezler.
Büyük veli Davud-u Tâi, uzaklardan kendisini ziyarete gelenlere sormuş:
- Niçin geldiniz?
- Büyüğümüzü ziyaret için, demişler.
Bu sözden hiç memnun olmamış da demiş ki:
- Birader, ben kendimi büyük bilsem bu, küçüklüğümün delili olur. Küçük bildiğime göre şimdi sizin ziyaretinizi nasıl kabul edeyim?
Sonra kendi kendine nefis muhasebesi yaparak söylenmeye başlamış:
Yarın mahşerde Rabbim bana sorar da derse ki:
- Zahidlerden misin?
- Vallahi değil.
- Abidlerden misin?
- Vallahi değil.
- Salihlerden misin?
- Vallahi değil.
- Öyle ise ne hakla kendini büyük görüyor, ziyaret edilmeyi, ayağa kalkılmayı istiyor, böyle bir beklenti içinde bulunuyorsun?
Evet, fazilet sahibi büyükler kendilerini hep böyle muhakeme ve muhasebe etmişler, asla hürmeti, saygıyı beklememişlerdir. Ama fazilet âşığı toplumlar da onları asla ihmal etmemiş, gereken hürmet ve saygıyı göstermişler, bir takdirsizlikte bulunmamışlardır.
Zaten altının kıymetini sarraf bilir.
Ahmed ŞAHİN
7 Ağustos 2000
Zaman |