|
Osmanlı Hukukunda gazâ, cihad ve kıtâl gibi kelimelerle ifade edilen harb, değişik şekillerde tarif edilmiştir. Allah yolunda can, mal, dil ve diğer vasıtalarla savaşmak ve bu uğurda elinden geleni yapmak şeklindeki tarif cihadın umumî tarifidir. Harbin karşılığı olan cihâd ise, İslâm'a davet ve bu daveti kabul etmeyenlerle savaş diye tanımlanmıştır. Bu manada harp, normal zamanlarda Müslüman toplumun dinî görevidir (farz-ı kifâye); düşman İslâm ülkesine hücum ettiği zamanlarda ise savaşa ehil her Müslümanın zaruri görevi haline (farz-ı ayn) gelir. Bu gibi durumlarda nefîr-i âmm (umumî seferberlik) dinî ve zarurî bir görevdir.
Osmanlı Devleti, Bizans'ın bir kopyası mıdır?
Bu iddia, tamamen, Batılı olan Busbecq gibi seyyâhların, Rambaud ve Gibbons gibi tarihçilerin, tıpkı İslâm Hukukunun Roma Hukukunun aynen devamı olduğuna dair iddialarda bulunan Müsteşrikler gibi, ileri sürdükleri, delilden mahrum bir iddiadır. Maalesef, bütün Osmanlı hukuk sistemi ve devlet teşkilâtı ile ilgili arşiv belgeleri, bu iddiaların tamamen hayalî ve esassız olduklarını ispat ettikleri ve Fuad Köprülü gibi araştırmacılar da, ileri sürülen bütün iddiaları, satır satır delillerle çürüttükleri halde, Avrupalı bazı tarihçilerin iddialarını sürdüren bazı tarihçilerimiz ve bilim adamlarımız hâlâ bulunmaktadır.
SIRRI PAŞA
Sırrı Paşa 1844 yılında Kandiye'de doğdu. Giritli Salih Tosun Efendinin oğludur. Nitekim daha sonraki yıllarda ''Giritli Sırrı Paşa" diye anıldı.
Tefsir denilince hemen hepimizin aklına Kur'an-ı Kerim'in baştan sona açıklanmasından ibaret olan hacimli eserler gelir. Oysa sistematik bir yöntemle kaleme alınan bu çalışmaların yanında bir de yüce kitabımızın sadece bazı sûrelerini açıklayan parça parça tefsirler vardır. Eski âlimlerimiz bu sahada gerçekten değerli eserler ortaya koydular.
İşte bunlardan biri de son dönem Osmanlı devlet adamlarından Sırrı Paşa'dır. ''Sırr-ı Kur'an'', ''Sırr-ı insan'', ''Sırr-ı Tenzil'', ''Sırr-ı Meryem'', ''Ahsenü'l-Kasas'' adları altında kaleme aldığı eserler çeşitli sûrelerin başarılı birer tefsirinden ibarettir. Bilhassa ''Ahsenü'l-Kasas'' Yusuf sûresinin harika bir yorumudur.
OSMANLI DEVLETİNDE ARŞİVCİLİK VE BAŞBAKANLIK OSMANLI ARŞİVİ
Orta, Yakındoğu, Balkan ve Akdeniz coğrafyasında uzun bir süre devlet olma vasfını devam ettirmiş olan Osmanlı İmparatorluğu'nda daha ilk devirlerden itibaren arşiv fikrinin mevcut olduğu, bu güne kadar muhafaza edilmiş milyonlarca arşiv vesikasının mevcudiyeti ile sabittir. Devlete ait belgelerin bütünü, önem derecesine bakılmaksızın sandık ve torbalar içinde titizlikle muhafaza ediliyordu. Devletin önemli hazinelerinden biri "Maliye Defterleri Hazinesi" ve "Defterhane Hazinesi" idi. Çok değerli kayıtlar ve belgeler bu hazinelerde saklanıyordu. Zaman zaman devlet kayıtlarının iyi korunması için emirler de veriliyor, bu kayıtlar yine devlet eli ile tespit edilerek düzenleniyor ve muhafaza altında tutuluyordu.
Kaynak: Osmanlı Araştırmaları Vakfı |